Ebedi Koca – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

29 Tem Ebedi Koca – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Bu ay okumalarımı romanlar üzerinden gerçekleştirirken, geçen aylarda Andre Gide’nin Dostoyevski adlı kitabında sıkça rastladığım Ebedi Koca adlı esere de yer vermek istedim. Bu yorumda, kitabın konusundan ziyade, Dostoyevski’nin o tanıdığımız dünyasında yaşayan karakterlerin davranışlarından yola çıkarak bir kaç söz söylemek istiyorum.

Bu yazıyı yazmadan önce ise Doğu Batı dergisinin 78. sayısı olan Devrimler I baskısında Fransız devrimine yönelik makalelerden birini okuyordum. Okurken, bu devrim denen kavram kafamda şekillenmekte ya da var olan şekli geliştirirken basit bir argümana ulaştım. Bu basit argüman şunu söylüyor; devrim denince aklımıza genellikle olumlu bir şey gelir. Kötüye karşı iyiliğin ayaklandığı, onu devirdiği, her şeyin özgürlüğüne kavuştuğu ve beraberinde tüm olumlu şeyleri getirdiği gibi bir yanılgı yaratır. Amerikan devrimi, Fransız devrimi, İngiliz devrimi. Belli bir süre baskı altında kalan bir şeylerin, bir yolla yüzeye çıkması, adeta fışkırmasıdır devrim. Oysa bence burada gözden kaçan, ya da belirtilmeyen bir husus var o da savaş. Devrim sonuçta bir savaştır. Bunun araçlarını değiştirmek devrimin niteliğini veya yapısını değiştirmez. İyi olan kötünün yerini alır. Kötüyü dönüştürmez. O yüzden aslında “devrim”, karşı olduğu şeyi dönüştüremedikçe devrim olmaz. Buna devrim denemez.

Ebedi Koca, iki karakter üzerine kurulu bir roman ve Gide’nin belirttiğine göre Dostoyevski’nin kendi hayatını niteleyen, hayat anlayışını serptiği önemli bir eser. Karakterlerden biri Velçaninov ve öteki Pavel Pavloviç, eser boyunca didişmektedir. Yukarıda belirttiğim argümanı kitaptan bir alıntıyla bağdaştırıp yorumumu bitireceğim.

“Bazen, acı bir zevkle “İnsanların bundan daha yüksek bir amacı olamaz !” derdi. “Varsa bile hiçbiri bunun kadar kutsal değildir.” Hayal kurarken, “Liza’nın bana olan sevgisi geçmiş günlerin çamurunu, faydasızlığını affettirecekti.” diye düşünüyordu. “Aylak, ahlaksız, ruhen ölmüş eski Velçaninov’un yerine hayata temiz, mükemmel bir varlık verecektim. Onun hatırına ben de affa uğrar, suçlarımı bağışlatırdım.” ”

Yukarıda ki alıntı içinde belki de Dostoyevski’nin en temel savunmalarından birini görüyoruz. Öyle ki birileri aracılığı ile temizlenmek, saf iyilik karşısında kötünün dönüşebilmesi, dönüştürülmesi onun için hem kutsal bir amaç hem de bir bilgelik durumu haline geliyor. Karamazovlar’daki Zoşima’nın düellosunda yaşanan dönüşümü, Suç ve Ceza’da Raskolnikov’un kitabın sonlarında içinde uyanan duyguları bu bağlamda anlayabiliriz. Dostoyevski için her zaman arınmak ve arınan şeyin kötülük derecesine bakmaksızın onu yok etmeden, mümkünse uzlaşarak ve hatta severek ya da kötülük ettiğinin farkına varmasını sağlayarak dönüştürmek kutsal bir anlam taşımaktadır.

Ebedi Koca içerisinde Velçaninov’un Liza’nın ölümünden sonra düşünceleri de bunlardan oluşmaktadır, Pavel Pavloviç’in Velçaninov’u öldürme teşebbüsünden sonra içine düştüğü ruh hali de bunu açıklamaktadır. Argümanımda belirttiğim gibi gözden kaçan o küçük detaya bu eserde büyük vurgularla rastlıyoruz.

Tabi burada önemli iki soru geliyor karşımıza; iylik nedir? Kötülük nedir? Bu soruların cevaplarının tartışılacağı bir zaman değil ama Dostoyevski ayrıca iyiliğin ve kötünün aynı insan içinde barındığını, kavga ettiklerini unutmamamızı da gösteriyor. Kötülüğü dönüştürmek, büyük bir iyi olma iradesi gerektirir. Dolayısı ile bu vurgu kötünün dönüşümünü ya da tersi bir durumu da bulanıklaştırıyor.

Sonuç olarak, bu bulanıklık kitabın genel hatlarına sahip ve karakterlerin ruhları, psikolojileri oldukça karmaşık. İnce bir kitap olmasına rağmen birçok salt düşünce göreceğinizi düşünüyorum. Ve ayrıca tekrar etmem gerekirse Andre Gide’nin bahsetmiş olduğu gibi yazarın kendi hayatından parçalar da görüyoruz. Bu bakımdan da önemli bir eser.

Kitap adı: Ebedi Koca
Orijinal adı:
Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Çeviri: Nihal Yalaza Taluy
Yayınevi: Varlık Yayınları
Sayfa: 160
Baskı: 2011
Tür: Roman

Ebedi Koca – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Arka kapak;
Ezeli koca-aşık çekişmesine dayanan, ama bayağı aşk romanlarıyla hiçbir ilintisi olmayan bu yapıt, değindiği her turlu insan sorununa yeni bir ışık getiren usta kalemin üstünlüğünü duyuruyor.

Ekin Bulut
ekinbulut@gmail.com

Ekin Bulut, 1985 İstanbul doğumlu, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunudur. Özel bir yazılım firmasında kıdemli yazılım uzmanı olarka görev almaktadır. Fotoğraf çekmeyi, yürümeği, seyahat etmeyi seven Ekin Bulut, tam bir İstanbul sevdalısıdır.

Yorum yok

Yorum yazın

Send this to a friend