Huzursuzluk – Zülfü Livaneli

09 May Huzursuzluk – Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli ile tanışmam herkes tarafından çok beğenilen ve anlatılan “Serenad” adlı romanıyla oldu. Sonrasında “Konstantiniye Oteli” ve “Huzursuzluk” adlı romanlarını da okudum.

Tüm kitaplarında sade ve akıcı bir dil kullanıyor olması kitapları hiç ara vermeden okumama fırsat verdi. Ayrıca, hepsinin ortak bir diğer özelliği de tarih içeriyor olmasıydı. Lise dönemlerimde özellikle tarih romanlarını okumayı çok severdim. Bu nedenle de beni çeken bir yazar oldu Zülfü Livaneli.

Huzursuzluk adlı romanı ise Mardin, Suriye, ABD gibi çok farklı kültürleri içerirken, Ortadoğu’da günümüzde yaşanan gerçekleri çarpıcı bir dille anlatıyor. Bu romanda, Meleknaz ile Hüseyin’in aşkını okurken bir yandan da Ezidiler hakkında bilinmeyen birçok gerçeğe, din adına yapılan zulümlere ve Suriye’de yaşananlara tanıklık ediyorsunuz.

Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk adlı romanından hoşuma giden bazı bölümleri de alıntı olarak sizinle paylaşıyorum:

“Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın artık anne!” (Hüseyin’e Yolculuk, Kızıl yele karışan, S:17)

“ …Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris sözleri buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadında sarhoş olur.” (Hüseyin’e yolculuk, Kendi kanıyla sarhoş olmak, S:46)

“…Hüseyin’in yakıcı aşkının, bağrını yakan sevdanın nasıl bir şey olduğunu bilmek isterdim diye düşündüm. Acaba böyle aşklar, sadece Doğu’ya mı özgüydü, bir çeşit harese miydi bu da insanın kendini helak ettiği …” (Hüseyin’e yolculuk, Şiir, S:64)

“Kavanoza kapatılmış bir sinek gibi ne kadar çırpınsam da Mezopotamya atmosferinden çıkamıyordum; taş ve güneş ve baharat ve masal ve ağır akan zaman ve çöl gizemi beni ele geçirmişti.” (Meleknaz’a Yolculuk, Merhamet Zulmün Merhemi Olamaz, S:131)

“Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası, ne bana acıyın ne de çocuğuma. Merhamet zulmün merhemi olamaz.” (Meleknaz’a Yolculuk, Merhamet Zulmün Merhemi Olamaz, S:139)

Günümüzde Ortadoğu da yaşananları bir aşk romanı tadında okumak isteyen herkese şimdiden iyi okumalar diliyorum.

Tarih: 25.4.17

Kitap adı: Huzursuzluk
Yazar: Zülfü Livaneli
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa: 160
Baskı: 2017
Tür: Roman

Huzursuzluk – Zülfü Livaneli


Arka kapak;
İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin’de başlayıp Amerika’da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece âdeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz’ın ve kelamın çocuklarının hikâyesi… Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.

Pelin Üstün
metin@tarihiyudumla.com

1980, İstanbul doğumlu. İTÜ İnşaat Mühendisliği bölümü mezunu. Özel bir inşaat firmasında Yönetim Sistemleri Sorumlusu olarak çalışıyor. Kitap okumayı, spor yapmayı ve seyahat etmeyi seviyor. Atıcılık (Trap) sporu ile ilgileniyor.

2 Yorum
  • vejdintan@mynet.com'
    Vejdin TAN
    Posted at 12:54h, 25 Haziran Cevapla

    Kitabı büyük bir umutla okudum.
    Ama maalesef tam bir hayal kırıklığı.
    Mardin hikayenin özü ise, o zaman yazar zahmet edip biraz araştırma yapsaydı. devletin asimilasyon amaçlı kullandığı yanıltıcı ve küçültücü uydurma bilgilerin tuzağına düşmesezdi.
    Mesela cenazelerde ağlayıp dövünmek için, paralı kadın tutulduğu uydurması, egemen sistemin yüz yıldır, asimile politikası gereği, aşağılamak için kullandığı argümanlardan biri olduğunu öğrenebilirdi.
    Diğer taraftan, ezidi halkını, kürtlerden ayıran ve çektiği acıları, sadece dünya kamuoyunun gündeminde olduğu için, basitçe bahsedilmesi ,
    Romandaki asıl kaygının, bir mesaj vermekten çok, ezidi halkı (kitapta halk düşmanı yezid olarak kullanılmış) dünya kamuoyunun gündemindeyken bu ilgiden faydalanmak olduğunu rahatça görülebilir.
    ciddiyetten uzak bir çalışma olmuş maalesef.
    Z.Livaneli düzeyinin çok aşağılarırda kalmış.

  • fatma-enise@hotmail.com'
    Fatma enise
    Posted at 23:48h, 30 Eylül Cevapla

    Buyuk bir umutla heyecanla okuyup huzursuzlukla bitirdigim kitap.begenmedim

Yorum yazın

Send this to a friend