Komünist Manifesto – Karl Marx, Friedrich Engels

01 Ağu Komünist Manifesto – Karl Marx, Friedrich Engels

Kimseyi gücendirmek istemem ama günümüzün dünyasından bakıldığında zaman kaybından başka bir şey değil. Çünkü insan doğası, insanın kişisel hırsları ve kötülüğü göz ardı edilerek düşünülmüş bir ideoloji üzerinde durulmuş gibi geldi bana. Neresinden bakarsak bakalım, el ile tutulabilir yanları çok az, hatta belki de yok. Ayrıca eleştirdiği hemen herşeyi kendi içinde yapıyor Marx. Herhangi bir dinden farklı değil sunduğu toz pembe sınıfsız hayat.

Sunduğu bu sınıfsız dünya vaadi, insan ve insan doğası tamamen göz ardı edilerek hazırlanmış gibi görünüyor. Toplum yargıları olmadan suç olmaz düşüncesi gibi, bireyin düşünceleri daha doğrusu birey denilen bir insanın doğası üzerinde durulmadan düşünülmüş gibi geldi bana. Mutlaka birileri bir şekilde kar sağlayarak, kişisel hırsı ile daha fazlasının peşine düşecektir. Zaten uygulandığı her ülkede bunu görebiliyoruz. Herhangi bir özgürlük söz konusu değil. Hatta en özgür denilen en iyi denilen ülkelerde bile bu böyle mutlaka birileri birilerinin üstünden daha iyi bir hayat sürmeye devam ediyor.

Bir diğer konu ise işçilerin zincirlerinden başka kaybedeceği bir şeyinin olmaması konusu. Onlar insan ve bir yaşamları var. Bu yaşan asla ama asla bir daha ulaşamayacakları bir hak onlar için. Bireyselliğin ve mülkiyetin bu kadar yok edildiği bir toplum düzeninde sözde özgürlüğü konuşmak, insanlara daha iyi bir yaşam vaad etmek ile kapitalist reklamların daha iyi bir yaşam reklamları arasında hiç bir fark göremiyorum üzgünüm.

Böylesi bir fantezi dünyasına bu kadar inanılması ve olabileceğinin düşünülmesi bana dinlerin sağladığı başarıyı hatırlatıyor. Demek ki bu tip bir örgütlenme ya da bu tip bir ideolojik tepkime ile insanlar yönlendirilebiliyor. Zaten yönlenmeye meyilli ve bir şeylerin hayranı, koşulsuz askeri olmaya meraklı aktivist insanları böyle yönlendirebiliyorsunuz. Günümüzde de bunun örneklerini görebiliyoruz zaten. Çok uzağa gitmenize ya da tarihi araştırmanıza hiç gerek yok. Bir kaç haber okumanız veya seyretmeniz yeterli. Değişen bir şey yok dünyamız hep bir vaadler dünyası olarak dönmeye devam ediyor. Bu bazen sınıfsız toplum hayali, bazen mülkiyetsiz bireyler, bazen de her istediğinin olduğu cennet. İstenen tek şey koşulsuz itaat etmen. Araştırma, sorgulama, sorma. Sadece söylenenleri yap yazılanları uyguladığını san.

Şimdi bana kızacak ve peki çözümün ne diyeceksiniz. Hemen söylemek isterim benim bir çözümüm yok. Karşısına koyabileceğim bir sistem ya da bir toplum düzeni de yok. Çözüm belki vardır ama ben bilmiyorum. Bildiğim tek şey gördüklerimizin ve okuduklarımızın iyi olmadığı. Evet, ümitsiz bir tablo gibi oldu farkındayım ama ne elimden, ne de aklımdan daha fazlası gelmiyor. Günümüzün dünyası hatta daha da küçültelim, günümüz Türkiye’si bana sadece gelecek kaygısı sunuyor.

Kitaba dönecek olursam, evet, benim için belki bunları ifade etti ama elbette zamanına göre değerli fikirler, anlayış ile yazıldığı döneme göre düşünülmeli. Yapılmak istenen de iyi niyetli, bu çabanın sonuçları da teori olarak çok güzel, elbette ben burada ahkam keserek, koca bir düşünceyi ya da oluşturulmuş veya oluşturulmaya çalışılmış bir düşünceyi yerden yere vurmak değil amacım. Fakat objektif bir gözle bakılmalı diye düşünüyorum. Herşeyi bir kenara bırakarak, önce doğaya, sonra insana bakılmalı diye düşünüyorum. Hatta önemli olduğuna inanılan, insana ve insan doğasına odaklanılmalı diye düşünüyorum.

Belki de ülkemizin ve kendimizin geleceği için, oluşan bu kaygı durumu için böylesi bir tepkimeye girdim. Daha temiz, daha huzurlu, daha az kaygılı bir hayatta belki çok farklı bir yazı çıkabilirdi.

İyi okumalar.

Kitap adı: Komünist Manifesto
Orijinal adı: Das Kommunistische Manifest
Yazar: Karl Marx, Friedrich Engels
Çeviri: Celal Üster, Nur Deriş
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa: 130
Baskı: 2016
Tür: Felsefe

Komünist Manifesto – Karl Marx, Friedrich Engels

Arka kapak;
Karl Marx ve Friedrich Engels´in, Komünistler Birliği´nin programı olarak kaleme aldıkları Komünist Manifesto, 1848 Şubat´ında, tüm Avrupa´nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı bir dönemde, Londra´nın gösterişsiz bir basımevinde basıldı. Bilimsel sosyalizmin kitlesel siyaset sahnesine çıkışının ilk ciddi işareti olan Manifesto, yayınlandığı günden bu yana en çok okunan ve en çok tartışılan toplumsal ve siyasal metinlerden biri olmakla kalmadı, daha sonraki sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini oluşturdu, dünyanın değişmesinde ve milyonlarca insanın yaşamında belirleyici bir rol oynadı. Modern çağda başka hiçbir siyasal hareket, döneminin toplumsal, ekonomik ve sınıfsal koşullarını kavrayışındaki derinlik, çözümleyişindeki gözüpeklik ve üslubunun gücü bakımından, Manifesto´yla kıyaslanabilecek bir metin ortaya çıkaramadı.

Bugün Marxçı hareketin temel belgesi ve devrimci bir klasik sayılan Komünist Manifesto´yu, Marx ve Engels´in daha sonraki basımlara yazdıkları önsözler eşliğinde, Celâl Üster ve Nur Deriş´in 1978´de yaptıkları çevirinin gözden geçirilmiş basımıyla ve Manifesto´nun Türkiye ve Türkçedeki serüvenine ışık tutan bir önsözle sunuyoruz …

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu, uluslararası ilişkiler mezunu. Eğitmenlik ve web tasarım ve yazılım işleri yapar. Seyahati sever, okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

Send this to a friend