Otostopçunun Galaksi Rehberi Beşi Bir Yerde – Douglas Adams

19 Ağu Otostopçunun Galaksi Rehberi Beşi Bir Yerde – Douglas Adams

Otostopçunun Galaksi Rehberi, komedi, mizah, macera ve bilim kurgu türlerinin ustaca harmanlanması sonucu ortaya çıkan ve yenilik, dinamiklik, sürükleyicilik arayan okurları her şekilde tatmin edecek bir seri. Altı kitaplık bu seriyi ayrı ayrı ya da beşi bir yerde+altıncı kitap formülleriyle okuyabilirsiniz 🙂 Ben Kabalcı yayınlarının bastığı beşibiryerde’yi okudum ancak Alfa yayınlarının son dönemde piyasaya sürdüğü beşibiryerde ile aralarında önemli bir fark olduğunu sanmıyorum. Punto büyüklüğü ve kapak haricinde. Kabalcı yayınlarının puntosu çok daha küçük, bazen göz yorabiliyor ama bu beni düşündüğüm kadar rahatsız etmedi. Kapak açısından ise Kabalcı’yı daha başarılı buluyorum. Alfa yayınlarının kapağındaki havlulu adam figürü, bana kalırsa konuya aşina olmayanlar için çok da çekici değil.

Konuya gelirsek… Her şey Yerküre’nin, üzerinden hiperuzaysal bir ekspres yolu geçeceği bahanesiyle, Vagonlar adı verilen son derece iğrenç görünümlü bir uzay ırkı tarafından yok edilmesiyle başlıyor. O sıralarda şans eseri Yerküre’de sürgünde olan ve zamanını galaktik bir rehber yazmakla geçiren Ford Prefect, Yerküre’de son derece sıradan bir hayat sürdürmekte olan Arthur Dent’i de yanına alarak Yerküre’den ayrılır ve bir dizi uzay macerasının da kapısı aralamış olur. Fakat bu uzay yolculuğu hiç de alışıldık türden olmayacaktır. İhtimalsizlikler, zaman yolculukları, evrene dair anlam arayışı, evreni yok etmeye çalışan psikopat bir gezegen, iki başlı Zaphod’un Altın Kalp’i ve melankolik robotu Marvin işin içine girecek ve okurken sayfaların nasıl aktığını anlayamayacaksınız.

Başlarda bu kitabın son derece tuhaf ve anlaşılmaz olduğunu düşünebilir, ilerlemenin güç olacağı fikrine kapılabilirsiniz fakat kitaba alışmanın soğuk bir denize alışmaktan farkı yok. Başlarda zor olduğu halde alışınca dışarı çıkmayı aklınızdan bile geçirmeyecek hale geliyorsunuz.

Sakın paniğe kapılmayın!

“Paniğe kapılmaktan söz eden de kim?” diye bağırdı Arthur. “Ben hala kültür şoku yaşıyorum. Sen bir de beni duruma uyum sağlayıp ne olup bittiğini iyice anladıktan sonra gör. İşte o zaman paniğe kapılmaya başlayacağım!”

Bazen neler döndüğünü gerçekten anlayamıyorsunuz, öyle zamanlarda arkanıza yaslanın ve sakince olayların çözümlenmesini bekleyin. Slartibartfast – kendisi bir mimar sayılabilir 🙂 – şöyle der:

“…ama bence gerçekten neler olup bittiğini bulma olasılığı o kadar anlamsız bir şekilde uzaktır ki yapılacak tek şey bu hissi bir kenara bırakıp kendine oyalanacak bir şeyler bulmaktır.”

Herkese iyi okumalar dilerım!

Kitap adı: Otostopçunun Galaksi Rehberi Beşi Bir Yerde
Orijinal adı: Hitchhiker’s Guide to the Galaxy 1-5
Yazar: Douglas Adams
Çeviri: Nil Ata, İrem Kutluk
Yayınevi: Kabalcı Yayınları
Sayfa: 712
Baskı: 2009
Tür: Bilim Kurgu

Otostopçunun Galaksi Rehberi Beşi Bir Yerde – Douglas Adams

Arka kapak;
Galaksinin Batı Sarmal Kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır. Bu güneşin yörüngesinde, kabaca yüz kırksekiz milyon kilometre uzağında, tamamıyla önemsiz ve mavi-yeşil renkli, küçük bir gezegen döner. Gezegenin maymun soyundan gelen canlıları öyle ilkeldir ki dijital kol saatinin hâlâ çok etkileyici bir buluş olduğunu düşünürler. Bu gezegenin şöyle bir sorunu vardı… daha doğrusu eskiden vardı: Üzerinde yaşayan halkın büyük bölümü çoğu zaman mutsuzdu. Bu sorun için pek çok çözüm önerilmişti, ama bunların çoğu genellikle yeşil renkli küçük kâğıt parçalarının hareketleriyle ilgiliydi.

Bu da tuhaftı, çünkü aslında mutsuz olanlar yeşil renkli küçük kâğıt parçaları değildi. Bu nedenle sorun varlığını sürdürdü; halkın çoğunun durumu kötüydü ve onların büyük bölümüyse sefildi, dijital kol saatleri olanlar bile. Her şeyden önce, ağaçlardan inmekle büyük bir hata ettiklerini düşünenlerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. Bazıları ağaçlara çıkmanın bile yanlış bir hamle olduğunu ve hiç kimsenin okyanuslardan asla ayrılmamış olması gerektiğini söylüyordu. Sonra, adamın birinin, değişiklik olsun diye bundan böyle halka nazik davranmanın ne kadar iyi olacağını dile getirdiği için bir ağaca çivilenmesinden yaklaşık ikibin yıl sonra, bir Perşembe günü Rickmansworth’de küçük bir kafede tek başına oturan bir kız, bunca zamandır ters giden şeyin ne olduğunu birdenbire fark edip en sonunda dünyanın nasıl iyileştirilebileceğini ve mutluluğun hüküm sürdüğü bir yere dönüştürülebileceğini anlamıştı. Bu sefer doğru olanı bulmuştu, bu işe yarayacak ve hiç kimsenin bir yerlere çivilenmesi gerekmeyecekti.

Ama ne yazıktır ki, bir telefon bulup birilerine bundan söz edemeden korkunç, aptal bir felaket meydana geldi ve fikir sonsuza dek yitip gitti. Bu, o kızın öyküsü değil. Ama o korkunç, aptal felaketin ve onun doğurduğu bazı sonuçların öyküsüdür. Kısaca özetlemek gerekirse: Tamamen sakin bir hayat yaşamak, hayatına temel yaşamsal fonksiyon olarak soğuk bira ve güzel çay içmek kavramını oturtmak isteyen, kendi halinde, üstelik fazlasıyla uysal bir adam Arthur Dent, bir sabah uyanır ve evinin saçma bir nedenle yıkılacağını öğrenir; ama bu yalnızca başlangıçtır. Daha bir kaç saat bile geçmeden gezegeni yok edilecek ve yanında kankası Ford Prefect, üstünde yıpranmış sabahlığı, elinde havlusuyla galaksi boyunca sürecek inanılmaz bir yolculuğa çıkacaktır…

Paniğe Kapılmayın….

Zeynep Yılmaz
zeynep96yilmaz@gmail.com

1996 İzmir doğumlu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci olan okuyucumuz, kitap okumayı ve yazmayı çok seviyor.

Yorum yok

Yorum yazın

Send this to a friend