Şehzade Yangını – Selçuk Ören

27 Ara Şehzade Yangını – Selçuk Ören

Şehzade Yangını, Selçuk Ören tarafından yazılmış ve çizilmiş bir çizgi roman serisi. Üç ciltten oluşuyor. Daha doğrusu şu an yayımlanan üç cilt var. İlk cilt ile birlikte çizerin çizgilerini tanımaya başlıyoruz. Tabi bunu yaparken konuya dâhil oluyoruz ve ne nedir ne oluyor anlamaya başlıyoruz. Ama sonra bir şeyler o kadar enteresan gelişiyor ki kendimizi düşündüğümüzden başka bir hikâyenin içinde buluyoruz.

Aslında klasik bir hikâye gibi başlıyoruz. Fakat dedim ya ilk ciltten sonra öyle bir olay oluyor ki bir anda işin rengi değişiyor ve hiç beklemediğimiz bir maceranın içinde buluyoruz kendimizi. Bu öyle bir macera ki ilk başlarken asla aklımıza gelmiyor böyle bir yolda ilerleyeceği hikâyenin. Okudukça devamı geliyor ve daha bir güzel, daha bir sürükleyici daha bir kaç cilt olsa da devam etsek durumuna geliyoruz.

Bir noktaya daha değinmek istiyorum burada. İlk cilde başlar başlamaz dikkatimi çeken şeylerden biri çizgiler oldu. Çizerin çizgileri çok iyiydi evet ama bu çizgilerin bu kadar iyi olmasının bir diğer nedeni daha vardı. Dönemin çizgilerini çok iyi resmediyordu. O dönemleri hiçbirimiz net bir şekilde bilemeyiz evet ama araştırdığımız kadar, internette gördüğümüz kadar bir bilgiye sahibiz. Ama burada sanki biraz daha fazlası vardı. Sonra takip ettiğim ve çok sevdiğim bir YouTube kanalı olan Çizgi Roman Yolculuğu kanalında Selçuk Ören’in bir röportajını gördüm. Tabi hemen seyrettim ve dedim ki evet neden bu kadar iyi olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Selçuk Ören çalışmasını yaparken birçok kaynaktan faydalanmış, çok uzun bir araştırma sürecinden geçmiş, sürekli olarak bir şeyleri daha detaylı yapmak için uğraşmış.

Videoyu seyrederken, araştırmasında kullandığı bu eserleri de inceledim. Bir anda başka bir bilgi deryasının içine girmiş buldum kendimi. Sırf bu nedenle bile bu video bana çok şey kazandırdı. Çünkü bu araştırmayı yaparken fark ettim ki daha öncesinde merak ettiğim ama bir türlü zaman ayırmadığım birçok konuya ulaştım. Zaman içinde es geçilmiş, unutulmuş ya da göz ardı edilmiş tarihi konulara ulaştım. Osmanlı tarihinde ilgimi çeken konulara bu sayede ulaşmış oldum. Doğru birer kaynak bulmanın daha doğrusu bir başkasının araştırması sonucunda doğru olarak ulaştığı kaynakları görmüş oldum ve bana bir başlangıç noktası verdi. Bu yüzden de Selçuk Ören’e çok teşekkür ediyorum. Tabi Çizgi Roman Yolculuğu kanalına da teşekkür ediyorum. İnanılmaz güzel bir iş yapıyorlar, umuyorum hep devam ederler ve hep bize bu güzel anları yaşatırlar.

Şehzade Yangını, son zamanlarda bizim çizer ve yazarlarımızdan çıkan en kaliteli işlerden biri şüphesiz. Bu büyük emek verilmiş eseri mutlaka alın ve okuyun. Arkadaşlarınıza tavsiye edin ve onlarında almasını sağlayın. Böylesi bir emeğe katkıda bulunmak, ileride daha fazla bizim çizgi romanlarımızı okuyacağımız anlamına gelir inanın. Bu kadar büyük bir tarihi olupta hiç bir şeyin üretilmediği başka bir millet var mıdır inanın bilmiyorum. Bu kadar malzememiz var bu kadar büyük bir tarihimiz var ama bu konuda ne yazık ki üretilmiş eser çok az. Belki bundan sonra daha hızlı bir şekilde ilerler, belki bu çalışmalar başlama ateşidir. Belki de piyasaya hâkim olan ve sürekli kendini tekrar eden, sürekli dünyayı kurtaran ve dünyayı sadece Amerika olarak gören, ışınlar saçan taytlı pelerinli dostlarımız yerine daha özgün çizgi romanlar okuruz.

İyi okumalar.

Kitap adı: Şehzade Yangını
Yazar: Selçuk Ören
Yayınevi: Sırtlan Yayınları
Sayfa: 96
Baskı: 2016
Tür: Çizgi Roman

Bahsettiğim videoyu aşağıdan seyredebilirsiniz.

Şehzade Yangını – Selçuk Ören

Arka kapak;
2014 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun olan ve 2009 yılından beri çeşitli reklam ajansları ve dergiler için illüstrasyon çalışmaları yapan Selçuk Ören’in yazıp çizdiği “Şehzade Yangını”, 1768 yılında İstanbul’un günah yeri Galata’da başlayan yangının içinde kalan iki kabadayının hikayesi.

“Galata, Adem’in ısırdığı elma kadar günahtır. Sokağına adım atmak bile cehennem denen dipsiz kuyuya düşmen için yeterlidir. Şeytan bile burada yedi kere hacca gitmiş imam gibidir. İstanbul’u kadına benzetirler. Yanlıştır. İstanbul, semt semt mahalle mahalle cinsiyet değiştirir. Bir sokağa saparsın cennetlik bir hacıdır, bir sokağa girersin Bitli Şaziye’nin evinde bir sermayedir. Galata’da İstanbul, boynuna atlayan, kucağına oturup kulağına seni istiyorum diye fısıldarken sakalını sıvazlayan bir kadındır. Hem de ne kadın… Onun için evini işini telef edersin de yine yetiremezsin. Bu sokaklara bey paşa girip sadakaya muhtaç dilenci olarak çıkan kaç adam gördük. Kaba saz eşliğinde bir elde rakı kadehi diğer elde barbut zarı…”

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu, uluslararası ilişkiler mezunu. Eğitmenlik ve web tasarım ve yazılım işleri yapar. Seyahati sever, okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

1Comment

Yorum yazın

Send this to a friend