Semaver – Sait Faik Abasıyanık

04 Haz Semaver – Sait Faik Abasıyanık

Semaver, Sait Faik Abasıyanık’ın o okunası, mükemmel hikayelerini barındıran bir kitabı. Elinize alıp, bir çırpıda bitirebileceğiniz öyküler olan bu kitapta özellikle Semaver öyküsü çok iyiydi.

Zaten iyi olmayanına rastlamak çok zor onu biliyoruz fakat bu kitapta bulunan Semaver öyküsü açık ara çok iyi hikayelerinden biriydi. Etkisi bir zaman süren öykülerden biriydi. Sait Faik eserleri ile ilgili zaten söylenecekleri söylemiş büyüklerimiz. Bizlere okuması ve yaşaması kalıyor.

Her yere götürüp, cebinizden çıkarıp, hemen okumaya başlayacağınız hikayelerdir Sait Faik hikayeleri. İçten, bizden ve samimidir. Ne ise o öyküleri yazar bizlere. Çok güzeldir, çok bizdendir.

İyi okumalar.

Kitap adı: Semaver
Yazar: Sait Faik Abasıyanık
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa: 138
Baskı: 2016
Tür: Hikaye

Semaver – Sait Faik Abasıyanık

Arka kapak;
“Sait Faik, Burgaz çalılıklarından çekti bir kızılcık dalı kopardı, kalem gibi yonttu, ucunu yaşama batırdı ve yazmaya koyuldu.

Türk hikâyeciliği Ömer Seyfettin’den sonra Memduh Şevket Esendal, Fahri Celalettin gibi ustaların sürdürdüğü bir türdü. Sabahattin Ali, Refik Halit’in memleket hikâyeciliğine diyalektik bir görüş katmış ve bu yeniliği ile 1940’ların tek ismi olmuştu . Sait Faik ise onların yapmadığı bir şeyi yaptı. Bir konuyu deği l, yaşamın bir parçasını işliyordu. Bir tez savunmuyor, bir yaşantıyı yansıtıyordu. İnsan sevgisi dolu, doğa sevgisi dolu bir yüreği vardı. Neye baksa bu sevgi ile ısınıyor, ışıklanıyordu. Biz ancak o el attıktan sonradır ki, en önemsiz görünen insanların ve şeylerin zevkine eriştik.”

Haldun Taner, Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil, 1983.

“Sait Faik, Burgaz çalılıklarından çekti bir kızılcık dalı kopardı, kalem gibi yonttu, ucunu yaşama batırdı ve yazmaya koyuldu.

Türk hikâyeciliği Ömer Seyfettin’den sonra Memduh Şevket Esendal, Fahri Celalettin gibi ustaların sürdürdüğü bir türdü. Sabahattin Ali, Refik Halit’in memleket hikâyeciliğine diyalektik bir görüş katmış ve bu yeniliği ile 1940’ların tek ismi olmuştu . Sait Faik ise onların yapmadığı bir şeyi yaptı. Bir konuyu deği l, yaşamın bir parçasını işliyordu. Bir tez savunmuyor, bir yaşantıyı yansıtıyordu. İnsan sevgisi dolu, doğa sevgisi dolu bir yüreği vardı. Neye baksa bu sevgi ile ısınıyor, ışıklanıyordu. Biz ancak o el attıktan sonradır ki, en önemsiz görünen insanların ve şeylerin zevkine eriştik.”

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu, uluslararası ilişkiler mezunu. Eğitmenlik ve web tasarım ve yazılım işleri yapar. Seyahati sever, okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

Send this to a friend