Sıfır Noktasındaki Kadın – Neval El Seddavi

21 Mar Sıfır Noktasındaki Kadın – Neval El Seddavi

Mısırlı yazar Neval El Seddavi’nin 1987’de basılmış kitabı. Kitap idam mahkûmu Firdevs’in hayat hikâyesini anlatıyor. Tabi buna hayat denirse. Neval El Seddavi, Firdevs’i Kanatır cezaevinde görevi sırasında tanışmış. Firdevs’in hikâyesinden çok etkilenmiş ve onun bu acı dolu yaşam öyküsünü ölümsüzleştirmek istemiş. Ne de güzel yapmış.

Kitap yazarın cezaevini gidişini ve görevi ile ilgili bir kaç konu ile başlıyor. Sonrasında Firdevs ile tanışmaya çalışıyor fakat Firdevs bunu reddediyor. Daha sonra kabul ediyor ve yaşamını anlatıyor. Dediğim gibi bu hayattan çok ıstırap. Aslında bize çok uzak bir hikâye değil Firdevs’in hikâyesi. Hatta hala bir yerlerde Firdevslerin yaşadığından eminim. Sadece isimler değişiyor. Hayatlar hep aynı. Anne ve babası Firdevs’i bir çeşit köle olarak kullanıyor. İnsan olarak hiçbir değeri olmadığı gibi evlat olarak da bir değeri yok. Anne ve babası ölünce Firdevs’e amcası bakmaya başlıyor. Firdevs çok zeki bir kız, dersleri çok ama çok iyi. Fakat bunu bilen sadece öğretmeni var. Amcası bilse de buna çok bir önem vermez zaten. Amcası Müslüman adam, etraf tarafından sayılan biri bir tür din adamı hatta. Fakat hangi tür Müslümanlardandır bilinmez Müslümanlık ile alakalı hemen hemen her şeyi yapıyor gibi görünse de, Firdevs’e karşı cinsel tacizi bir hak olarak görüyor. Sonrasında onu kendisinden 40-50 yaş büyük biri ile evlendirmede de bir yanlışlık görmüyor. Kesin bilirsiniz bu aşağılık yaratıkları. Her türlü sapkınlığı, adiliği ve şerefsizliği yapar ama ahkâm keser ve dindar geçinirler ya hah işte o tiplerden. Ülkemde de bu tiplerde binlerce olduğundan eminim. Ne yazık ki soluk almaya devam ediyorlar… Neyse öfkeme kapılmadan devam edeyim. Firdevs amcasından kurtulamıyor boyun eğiyor tabi. Bir ara kaçmaya kalkışsa da başarılı olamıyor çünkü dışarısı çok daha tehlikeli. Gözler delercesine bakıyor ve bir anını bekliyorlar. O an gelince de yapmak istedikleri tek bir şey var mahalledeki bazı aşağılık sapık cahillerin. Evlendirildiği yaşlı kişi dedemizde dini bütün ve yine sayılan sevilen bir kimse. Fakat yine bir sorun var bu kişi de farklı bir tür Müslüman. Firdevs’in yapacak Bir şeyi yok ne yazık ki mecbur katlanıyor. Fakat bir zaman sonra dayaklar başlıyor ve Firdevs dayanamıyor kaçıyor. Kaçtığında ise işler daha çok sarpa sarıyor. Karşısına iyi biri çıkmıyor. Tam iyi birini buldu diye düşünürken o kişide Firdevs’i pazarlamaya başlıyor. Bir odaya kapatıyor ve erkekleri o odaya belli bir para karşılığı alıyor. Buradan da kaçıyor fakat bu seferde aynı tezgâhın daha lüks haline yakalanıyor. Artık yapacak bir şey olmadığını anlıyor ve boş vermeye başlıyor. Sadece gözlerini kapatıp unutmaya çalışıyor. Hayatına bu şekilde devam etmeye başlıyor ve bir süre sonra tekrar kaçıyor. Bir işe girip çalışmaya çalışıyor ama tek başına bir kadının çalışması bir hayat kurması, yaşadığı yerde ne yazık ki kolay değil. Bir süre dayanıyor fakat yine o erkek müsveddelerine denk geliyor. Hani şu beyni ile değil de çükü ile hareket edenlerden. Bilirsiniz onları her gün binlercesini görüyoruz. Yurdumuzda da oldukça çok var. Yine erkeklerle oluyor ama bu kez daha paralı olanları ile. Bu kez para kazanıyor ve artık kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğreniyor. Fahişelik ile hayatını sürdürebileceğini anlıyor ve bundan bir kaçışının olmadığını da görüyor. Fakat bu kez onun üzerinden para kazanmaya çalışan bir pez**enk çıkıyor. Fakat ondan kurtulamıyor. Adamın arkası çok güçlü polis den devlet adamlarına kadar birçok üst makamda arkadaşları dostları var. Adam hem parasını almaya başlıyor hem de bedenini. Ama Firdevs buna dayanamıyor ve bu insan müsveddesini öldürüyor. Sonrasında ise Firdevs suçlu bulunuyor ve cezası idam oluyor. Böyle bir yaratığı, nefsi müdafaa sırasında öldürdüğü için, idama çarptırılıyor. Sonrası ise malum Firdevs böyle bir hayattan idam edilerek gidiyor.

Etkilendiğim bir paragrafı sizlerle paylaşmak istiyorum. Günümüz adaletinin ve adaleti temsil edenlerin geldikleri nokta ile ilgili çok iyi bir noktayı konu alan olay;

“Reddetmem onun arzusunu daha da kamçılamıştı. Her gün bir polis yolluyor, polis her gün başka bir yaklaşım sergiliyordu. Ama ben hep reddettim. Bir keresinde para teklif etti. Başka birinde beni hapse atmakla tehdit etti. Üçüncüsündeyse bir devlet başkanını reddetmemin büyük bir adama hakaret sayılacağını, iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik yaratacağını açıkladı. Ülkemi gerçekten seviyorsam, yurtseversem, hemen ona gitmem gerektiğini söyledi. Polise yurtseverlik hakkında hiçbir şey bilmediğimi, ülkemin bana hiçbir şey vermemekle kalmayıp, onurumla gururum dahil her şeyimi aldığını söyledim. Söylediklerimin polisin ahlaki gururunu derinden sarstığını şaşırarak fark ettim. Bir insan nasıl yurtsever olmazdı? Polisin savunduğu şeyin rezilliğine, içine düştüğü açmaza, çifte ahlaki yargılarına kahkahalarla gülmek geldi içimden. Sıradan bir pezevengin yapacağı gibi bir fahişeyi alıp bu önemli şahsın yatağına götürmek istiyor, gene de yurtseverlikten ve ahlaki değerlerden gururlu bir edayla söz edebiliyordu. Ancak adamın yalnızca emirlere uyduğunu, ona verilen emri kutsal bir ulusal görev katma yükselttiğini anladım. Beni hapse atmakla önemli bir adamın yatağına götürmek arasında fark yoktu. Her ikisinde de polis kutsal bir görevi yerine getirmiş olacaktı.”

Kitap gerçekten çok çarpıcı, elinizden bırakmanız imkânsız diyebilirim. Kitabı okuduktan sonra aklınıza hemen ülkemizde yaşananlar geliyor. Birçok benzer örneği bulabiliyorsunuz. Belki bu yazıyı okurken siz, bir yerlerde bir Firdevs aynı cinsel tacize maruz kalarak, aynı muameleri görerek yaşama savaşı veriyordur diye düşünüyorsunuz. Müslüman geçinen ülkelerde kadına verilen bu değer pardon bu değersizlik din ile alakalı gibi görünsede bildiğiniz gibi İslam’da bu tip bir değersizlik söz konusu değil. Zaten bu kadar berbat bir muamele hiçbir din tarafından desteklenmez.

Kitapta babasının, amcasının, evlendirildiği moruğun ve diğer tüm erkeklerin yemek yemeleri ve yemeklerini kesinlikle paylaşmamaları daha fazla yemek istemeleri gibi ayrıntılar dikkatimi çekti. Aynı zamanda da midemi bulandırdı. Fakat yazar burada çok ama çok iyi bir konuya parmak basıyor. Bu tip insan müsveddelerinin insanlıktan ne kadar uzak, ne kadar bencil ve ne kadar cahil olduklarını gözler önüne seriyor. Kitabı okuduktan sonra ilk önce öfkeniz geliyor hemen ardından keşke diyorsunuz, keşke olmasa bunlar keşke bu hayatlar böyle hiç olmasa. Milyonlarca hayat bu şekilde hiç oluyor sanki yaşamaya hiç hakkı yokmuş gibi bu insanların.

Böylesi güzel bir eseri bizlere kazandırdığı için Metis Yayınevine sonsuz teşekkürler.

İyi okumalar.

Kitap adı: Sıfır Noktasındaki Kadın
Orijinal adı: Woman at Point Zero
Yazar: Neval El Seddavi
Çeviri: Selma Demiröz
Yayınevi: Metis
Sayfa: 112
Baskı: 2000
Tür: Roman

sifir-noktasindaki-kadin-neval-el-seddavi-2

#Sıfır Noktasındaki Kadın – Neval El Seddavi #Sıfır Noktasındaki Kadın #Neval El Seddavi

Kitap Etiketleri:
Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu, uluslararası ilişkiler mezunu. Eğitmenlik ve web tasarım ve yazılım işleri yapar. Seyahati sever, okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

2 Yorum
  • Bu Ay Okuduklarım - Mart 2015
    Posted at 00:14h, 12 Ekim Cevapla

    […] Mısırlı yazar Neval El Seddavi’nin 1987’de basılmış kitabı. Kitap idam mahkûmu Firdevs’in hayat hikâyesini anlatıyor. Tabi buna hayat denirse. Neval El Seddavi, Firdevs’i Kanatır cezaevinde görevi sırasında tanışmış. Firdevs’in hikâyesinden çok etkilenmiş ve onun bu acı dolu yaşam öyküsünü ölümsüzleştirmek istemiş. Ne de güzel yapmış. Yazının devamı için… […]

  • rindecan@hotmail.com'
    Rinde
    Posted at 02:20h, 01 Mayıs Cevapla

    Bir erkek Firvdevs’i ne kadar iyi anlatmak istedese bir tek Firdevs icin aglayan kadinlar Firdevs’i anlayabilir.😥

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend