Hazreti Muhammed – William Montgomery Watt

12 Sep Hazreti Muhammed – William Montgomery Watt

W. Montgomery Watt’ın Hz. Muhammed: Peygamber ve Devlet Adamı kitabını bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey, kitabın ne kadar dengeli ve akıcı hazırlanmış olduğuydu. İslam tarihi gibi hem inanç hem de kimlik düzeyinde kolayca tartışmalı hâle gelebilecek bir konuda Watt, mümkün olduğunca tarihçi mesafesini korumaya çalışıyor. Kitabın sonunda kendisinin de belirttiği gibi bu eser, daha kapsamlı iki çalışmasının —Mekke ve Medine dönemlerini ayrı ayrı ele aldığı kitaplarının— daha kısa ve toplu bir anlatımı niteliğinde. Bu durum kitabın en büyük avantajını da en belirgin eksikliğini de oluşturuyor.

Avantajı şu: Çok dağılmadan, Muhammed’in hayatındaki temel dönemeçleri takip edebiliyorsunuz. Mekke’deki ilk yıllar, vahiy süreci, toplumsal muhalefet, hicret, Medine’de oluşan yeni siyasi düzen, savaşlar ve giderek güçlenen Müslüman topluluk birbirine bağlanarak anlatılıyor. Akademik bir çalışma olmasına rağmen okuması zor değil; tam tersine oldukça rahat ilerliyor.

Watt’ın özellikle hoşuma giden tarafı, Muhammed’i yalnızca dinî bir figür olarak değil, belirli bir toplumun içinde yaşayan tarihsel bir kişi olarak ele alması oldu. Kabile ilişkileri, ekonomik şartlar, dönemin savaş anlayışı, evlilikler ve siyasi ittifaklar anlatının sürekli içinde. Bu yaklaşım kitabı benim için daha değerli hâle getirdi. Fakat aynı yaklaşım bazı olayların daha fazla sorgulanmasına da yol açıyor. Kitabı okurken Muhammed hakkındaki düşüncelerimin bazı noktalarda değiştiğini fark ettim. Bunun nedeni Watt’ın beni belirli bir sonuca götürmeye çalışması değil; aksine bazı olayları tarihsel bağlamlarıyla yan yana koyduğunda, daha önce üzerinde fazla durmadığım ayrıntıların daha görünür hâle gelmesi.

Bunlardan biri Zeyd ve Zeynep meselesi. Muhammed’in evlatlığı Zeyd’in eşi Zeynep’le daha sonra evlenmesi ve bu olayın ardından evlatlık ilişkisinin hukuki niteliğini değiştiren ayetlerin gelmesi, kitabı okurken üzerinde en fazla düşündüğüm bölümlerden biriydi. Burada yalnızca bir evlilik değil, aynı zamanda aile ve soy ilişkilerinin yeniden tanımlanması söz konusu. Benzer biçimde bazı kişisel veya siyasi gelişmelerin ardından gelen vahiyler de dikkat çekici.

Muhammed’in evlilikleriyle ilgili hükümler, kimlerle evlenebileceğinin özel olarak düzenlenmesi ya da belirli olayların hemen ardından gelen ayetler, tarihsel bir biyografi içerisinde art arda okunduğunda farklı bir etki yaratıyor. Bir dinî metinde ayrı ayrı karşılaşıldığında üzerinde çok durulmayan unsurlar, kronolojik bir hayat hikâyesinin içine yerleştirildiğinde ister istemez başka sorular doğuruyor.

Savaşlar da kitabın önemli bölümlerinden biri. Özellikle Medine döneminde Muhammed artık yalnızca dini mesaj ileten biri değil; aynı zamanda savaşan, ittifaklar kuran, cezalar veren ve yeni bir siyasi topluluğun kurallarını belirleyen bir lider. Bu dönüşümü Watt oldukça açık biçimde gösteriyor. Yahudi kabileleriyle ilişkiler ve özellikle Beni Kurayza hadisesi de kitabın en zor bölümlerinden biri. Olayın dönemin savaş ve kabile hukukuyla açıklanması mümkün olsa bile, çok sayıda insanın öldürülmesi gibi bir olayın bugünün okuyucusunda ciddi bir rahatsızlık yaratması kaçınılmaz. Watt burada da genellikle olayları kendi tarihsel koşulları içerisinde açıklamaya çalışıyor.

Aslında kitabın genelinde bunu sık sık yapıyor: Muhammed’e yönelik modern eleştirilerin bir kısmını 7. yüzyıl Arabistanı’nın şartlarıyla karşılaştırıyor ve bugünün ahlaki ölçütlerini doğrudan geçmişe uygulamanın sorunlarına işaret ediyor. Bu yaklaşımın önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak tarihsel bağlam bir olayı açıklayabilir; her zaman onu ahlaken ortadan kaldırmaz. Kitabı okurken benim açımdan en ilginç gerilimlerden biri buydu.

Muhammed’in evlilikleri konusunda da daha fazla ayrıntı bekledim. Ayşe’nin hayatı, meşhur ifk olayı (kolye olayı), eşler arasındaki ilişkiler, kıskançlıklar ve aile içi dengeler kitabın kapsamı içerisinde daha geniş ele alınabilirdi. Aynı şekilde Ali’nin Muhammed’le ilişkisi de bana biraz kısa geldi. Ali’nin daha sonraki İslam tarihi açısından taşıdığı önem düşünüldüğünde, onun Muhammed dönemindeki konumunun biraz daha ayrıntılı anlatılması sonraki gelişmeleri anlamayı kolaylaştırırdı. Sanırım kitabı beş yıldızdan uzaklaştıran temel şey de bu oldu.

Watt anlatmak istediği şeyi çok iyi anlatıyor; fakat bazı bölümlerde tam konu ilginçleşmeye başladığında anlatı sona eriyor. Bunun kitabın iki büyük çalışmanın özeti olmasından kaynaklandığını biliyoruz, dolayısıyla bir editoryal başarısızlıktan çok bilinçli bir tercih. Yine de okur olarak daha fazlasını istememe engel olmadı. Kitapla ilgili sevdiğim bir diğer nokta, Watt’ın sürekli polemik üretmeye çalışmaması. Muhammed’i ne kusursuzlaştırıyor ne de onu tarih dışı bir kötülük figürüne dönüştürüyor. Elindeki kaynakların sınırlarını kabul ederek hareket etmeye çalışıyor. Zaman zaman Muhammed lehine yorum yapmaya daha yatkın olduğu hissedilse de sorun yaratabilecek hadiseleri bütünüyle yok saymaması önemli. Bu nedenle kitabı özellikle iki uçtan da uzak durmak isteyen okuyucular için değerli buluyorum. Muhammed’i yalnızca kutsal anlatının içerisinden değil, tarihsel bir kişi olarak okumak isteyen biri için oldukça iyi bir giriş kitabı.

Benim açımdan kitabın en önemli sonucu ise verdiği cevaplardan çok ortaya çıkardığı sorular oldu. Muhammed’in siyasi liderliğinin peygamberliğiyle ilişkisi neydi? Vahiy ile gündelik siyasi ihtiyaçlar arasındaki sınırı tarihçi nasıl değerlendirebilir? Dönemin şartları hangi davranışları açıklamaya yeter, hangilerinde açıklama ile meşrulaştırma arasındaki çizgi bulanıklaşır? Muhammed’in özel hayatıyla topluma getirilen kurallar arasındaki ilişkiyi nasıl okumak gerekir? Kitap bunların hepsine kesin cevaplar vermiyor. Belki de vermemesi daha iyi. İyi bir tarih kitabının görevi bazen okuyucuyu belirli bir sonuca ulaştırmaktan çok, daha önce sormadığı soruları sordurmaktır. Hz. Muhammed: Peygamber ve Devlet Adamı benim için bunu başardı.

Daha ayrıntılı olsaydı rahatlıkla dört dörtlük bir çalışmaya yaklaşabilirdi. Buna rağmen kaynaklara dayalı, akıcı, dengeli ve düşünmeye zorlayan yapısıyla Hz Muhammed üzerine okuduğum en faydalı giriş kitaplarından biri oldu.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İyi hikâyelerin, güçlü fotoğrafların ve yeni keşiflerin peşinde. Dünya edebiyatı, tarih ve seyahat üzerine okuyor; okuduklarını ve deneyimlerini kendi bakış açısından paylaşmayı seviyor.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Share via
Share via
Share via
Send this to a friend