Aynı Yıldızın Altında – John Green

20 Şub Aynı Yıldızın Altında – John Green

Orjinal adı The Fault in Our Stars (Kusur Yıldızlarımızda) olan, ‘bestseller’ yazarı olarak tanınan John Green’e ait bir roman. Julius Caesar oyununda, Cassius’un “Kusur, sevgili Brutus, yıldızlarda değil ama bizde” dediği bir replik varmış, yazarımızda kitaba ismini verirken bu replikten etkilenmiş. Fakat kitap dilimize ne hikmettir bilinmez “Aynı Yıldızın Altında” olarak çevrilmiş. Baş karakterlerin, kanserli çocuklar için destek grubunda tanışması ve kitapta adı geçen çoğu gencin bu gruba ait olması, çevirmenlere bu ismi düşündürmüş olabilir diye düşünüyorum. Ama yazarın etkilendiği replikten hayli hayli uzaklaşmış kitabın ismi maalesef. “Aynı Yıldızın Altında” belki daha estetik görünmüş de olabilir gözlerine, bilemiyorum.

Kitabın konusunu yukarıdaki cümlelerden az çok kestirmiş olabilirsiniz aslında. Kitabın anlatıcısı Hazel, 16 yaşında tiroit kanseri ve hastalığı ciğerlerine metastaz yapmış bir kız. Fakat mucize bir ilaç eseri, birkaç yıl daha yaşaması garanti edilmiş, yanında taşıdığı solunum cihazıyla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ailesinin zorla gönderdiği destek grubunda kemik kanseri geçirmiş ve bu yüzden bir ayağını kaybetmiş Augustus ile tanışıyor. Sonrası klişelerden de tahmin edebileceğiniz üzere, aşk, ölüm, unutulmak veya hatırlanmak gibi kavramlara değinerek ilerliyor.

Konusu itibariyle zaten insanı duygulandıran, düşündüren, hayatın değerinin farkına vardıran bir kitap. Fakat bir yandan da şöyle düşünürken buluyorum kendimi. Yazar ek olarak ne katmış? Demek istediğim tabii ki güzel, akıcı bir roman – özellikle genç kesim için – fakat benzer konuları işleyen diğer kitaplardan farklı olarak ne vaat ediyor?

Mesela ben kitabı, kitapçıda ilk elime aldığımda arka kapağı okumuş ve şöyle düşünmüştüm. Destek grubunda tanışan ve çoğu ölümle yüz yüze gelmiş gençler kısıtlı yaşam sürelerinde bir araya gelip yaşadıklarıyla, yaşamının uzun olacağına çok emin olan bizlere bir tokat vurabilirler mi? Trajikleştirilmiş bir aşk hikayesinden daha farklı olabilir mi bu kitap? Sayılı günler içinde sonsuzluğu bulan dostluklar, arkadaşlıklar, aşklar okur muyum acaba? Bu gibi sorularla gidip satın almıştım.

Aradığımı buldum mu? Eh, tabii ki daha önce böyle büyük vizyonlar yüklediğim hiçbir kitaptan hayal ettiğimi tam olarak bulduğum söylenemez. Zaten bu biraz imkansız olurdu.

Kitap daha çok Augustus ve Hazel arasında döndü ve yeri geldiğinde klişelere düşmekten kurtulamadı benim fikrimce. Ayrıca karakterler bir miktar da gerçeklikten uzaklaştı diye düşünüyorum. Ayrıca, kitabın sonu artık önümüze çıkan her bestseller yazarının yaptığı gibi bir mektupla bitmeseydi çok daha akılda kalır bir kitaba dönüşebilirdi.

Güzel olan tarafları da vardı tabii ki. İkilinin aralarındaki diyaloglar sıkmadan okutuyordu kendini. Esprili, hoş fakat dediğim gibi yine gerçeklikten biraz uzaklaşmış bir havadaydı.

“Soğuk,” dedi parmağını solgun bileğime bastırırken.

“Soğuktan çok oksijensiz.” dedim.

“Benimle tıbbi konuşmana bayılıyorum.”

“Peki nasıl hissediyorsun?” diye sordu Patrick.

“Ah, harika.” Dudağının bir ucunu kaldırarak gülümsedi Augustus Waters. “Sadece yukarı doğru çıkan bir hız trenindeyim, dostum.”

Sigara ile ilgili olan diyaloğu unutamam, gerçekten süper etkiliydi:

“Sen ciddi misin?” dedim. “Sence bu havalı bir şey falan mı? Ah, Tanrım, her şeyi berbat ettin.”

“Hangi her şeyi?” diye sordu bana dönüp. Yakmadığı sigara ağzının gülümsemeyen tarafından sarkıyordu.

“….LANET OLASICA BİR KANSERE yakalanmış olmana rağmen DAHA DA FAZLA KANSER olabilmek karşılığında bir şirkete para veriyorsun. Aman Tanrım. Seni temin ederim, nefes alamamak KORKUNÇ. Gerçekten moral bozucu. Gerçekten.”

“..Bir tane bile yakmadım. Bu bir metafor tamam mı? Öldürücü şeyi dudaklarının arasına kadar sokuyorsun ama ona öldürücü olabilecek gücü vermiyorsun.”

Değinmek istediğim başka bir nokta daha var. Bu kitabı, bunları yaşamış biri okusa yani kanser hastası genç bir kız, bir erkek okusa mesela, nasıl hisseder diye düşünüp durdum kitabı okurken. Kendimi onların yerine koydum devamlı. Kitap, onlara çok da fazla ihtiyaçları olan yaşama enerjisini, olumlu düşünceyi verebilir mi, şüphelerim var…Ve bir de, onları kötü etkiler mi acaba sorularıyla biten korkularım. Edebiyatla gerçekliği karıştırma diyebilirsiniz bana. Ama ben edebiyatın gerçekliğimize hatırı sayılır bir etkisi olduğunu düşünenlerdenim. Bu nedenle, herhangi bir şekilde kitabın konusuyla ilgili yarası olanlar bir daha düşünmeli benim fikrime göre kitabı okumadan önce. Çünkü olmazsa olmaz, mutlaka okunması gereken bir kitap değil. Boş bir zamanda, vakit çabuk geçsin isteniyorsa okuyup, hoşlanılabilecek bir kitap. Tabii tekrar belirtmek isterim ki bu benim şahsi fikrim.

Tüm bunların dışında, okuduğuma pişman olmadığım bir kitap Aynı Yıldızın Altında.

Zamanı geriye sarıp, kitabı ilk elime aldığım o ana dönsem yine satın alır yine okurdum.

Hepinize iyi okumalar dilerim,

Sevgiler…

Kitap adı: Aynı Yıldızın Altında
Orijinal adı: The Fault in Our Stars
Yazar: John Green
Çeviri: Çiçek Eriş
Yayınevi: Pegasus
Sayfa: 317
Baskı: 2014
Tür: Roman

ayni-yildizin-altinda-john-green-2

#Aynı Yıldızın Altında – John Green #Aynı Yıldızın Altında #John Green

Kitap Etiketleri:
Zeynep Yılmaz
zeynep96yilmaz@gmail.com

1996 İzmir doğumlu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci olan okuyucumuz, kitap okumayı ve yazmayı çok seviyor.

1Comment
  • ynsmrdrms@hotmail.com'
    Yunus Emre Durmuş
    Posted at 19:06h, 26 Nisan Cevapla

    John Green’inin kendine has uslübü olsun,mizahsen anlatımı olsun,bağlı kurguları olsun hepsi enfes..Benzersiz bir eser.Şahsım adına yorum yapıyorum etkisi altında zor kurtuldum.Her kitap etkili ama bu efsunlu.Büyüsünü anca zaman bozabiliyor.

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend