Bu Mülkün Sultanları – Necdet Sakaoğlu

28 Ara Bu Mülkün Sultanları – Necdet Sakaoğlu

Hızlandırılmış Osmanlı Tarihi tadında bir kitap. Beşyüz sayfalık bir giriş gibi düşünebilirsiniz. Osmanlı padişahlarının yaşamlarının sırasıyla yazıldığı, çok fazla detaya girmeden döneminde yaşananların anlatıldığı çok iyi hazırlanmış, akıcı bir kitap. Tarih ile ilgili iseniz kesinlikle kaçırmamalısınız.

Kitabın bir diğer güzelliği ise daha önce okumadığınız detayları, olayları ve sözleri okuyor olmanız. Sadece bir biyografi değil, aynı zamanda dönemin olaylarına da göz atıyorsunuz. Eğer bu olaylar arasında dikkatinizi çeken olaylar olursa onları araştırıp, okuma yapmak için detaylı bir incelemeye giriyorsunuz. Bu açıdan aslında ufuk açıcı bir özelliği de var bu kitabın. Şahsen oldukça güzel notlar aldım ve bu notların sonrasında güzel kitaplara ulaştım. Bazıları Türkçe’ye çevrilmemiş tabi bu üzücü oldu ama çevirisi yapılmış olanları hemen okuma listeme ekledim.

Osmanlı sultanlarının ne olduklarını, ne yaptıklarını ve en önemlisi kaç tanesinin gerçekten Türkler için iyi şeyler yaptığını okumak ve bilmek için önemli bir kitap. Kulaktan dolma, kahve ağızlı cahil söylemlerden uzak durup, okumanızı tavsiye ederim. Özellikle bu konuda çok ihtiyacımız var okumaya. Özellikle şu dönemde, osmanlının yeniden gelmesini isteyen, inanılması zor bir cehaletle uğraştığının farkında olmayan gençlere bu tür eserlerin faydası olacağını düşünüyorum.

İyi okumalar.

Kitap adı: Bu Mülkün Sultanları
Yazar: Necdet Sakaoğlu
Yayınevi: Alfa Yayınları
Sayfa: 550
Baskı: 2017
Tür: Tarih

Arka kapak;

Bu kitapta Osmanlılığı temsil eden 36 –şayet Fetret beyleri Emir Süleyman ve Musa Çelebi de sayılırsa 38– padişahın yaşamöyküsü, ilgiyle okunacak tarzda ve arada kaynak yapıtlardan kısa alıntılara da yer verilerek anlatılmıştır. Yetki ve protokol bakımından Türk, Sasani, Abbasi, Bizans imparatorluklarının, çağa ve bölgeye uyarlanmış özgün bir sentezi olan padişahlık; temelde “padişah olmazsa düzen de olmaz” ilkesine dayanıyordu.

Padişah-halifenin “Buyurdum ki” sözcüğünü içeren ferman ve iradelerinin gereğini yapmamak hem suç hem günahtı. Padişahlar, 1300’lerden 1453’e değin daha yalın ve beşeri kimliklerle büyükçe bir Türk beyliğini temsil eden “gazi” beyler ve hanlar iken, 1453’ten 1839’a uzanan yaklaşık dört yüzyıl boyunca mutlak monarşinin imparatorlar için öngördüğü bütün yetkileri üstlendiler. Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi sayılmaları da bu dönemdedir.

Otokratik çağdaşlaşma ve meşruti monarşi evresi sayılan 1839-1922 döneminin başında, Abdülmecid ve kardeşi Abdülaziz ile büyük oğlu V. Murad Tanzimatı; yine Abdülmecid’in oğulları olan son üç padişahtan II. Abdülhamid ilan ettiği Meşrutiyet Kanun-i Esasi’sini askıya alarak “istibdat” (kişisel, keyfi, sindirici yönetim) denilen bir saltanat rejimini; V. Mehmed Reşad ikinci kez ilan edilen Meşrutiyet’in neredeyse yetkisiz simgesel padişahlığını, VI. Mehmed Vahideddin ise ağabeyi II. Abdülhamid’in istibdadına özense de çözülüşün ve çöküşün sorumluluğu omuzlarına yüklenen “son padişah” bahtsızlığını temsil etmişlerdir.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend