Caligula – Albert Camus

05 Kas Caligula – Albert Camus

Albert Camus’un oyunlarını okumaya devam ediyorum. Her biri bir öncekinden daha farklı çıkıyor. Bu kitap beni ilk oyunundan Asturya’da İsyan’dan çok daha fazla etkiledi. Hem daha sürükleyici hem daha anlaşılır bir dilde anlatılmış.

Albert Camus’un her kitabında alışılmış olan detayların oyunlarında fazla görünmediğini belirterek başlamak istiyorum. Sanki bir Yunan tragedyası okurmuş gibi okudum Caligula’yı. Normalde Albert Camus eseri tadı ile Yunan tragedyası tadının birlikteliği. Ortaya Caligula’yı çıkarmış işte. Beğendim mi? Hem de çok! Tavsiye etmekle kalmayıp, ısrar edebileceğim türde güzel bir kitap. Bir sonrakinde de aynı şekilde farklı bir ortama gideceğimizden eminim.

Her zamanki gibi bir eser olmadığını söylemiştim. Bu kitapta bir varlıklıdan bahsediliyor. Daha doğrusu varlıklı ama aslında yalnız. Dostu var gibi görünen ama aslında kimi kimsesi olmayan birinden bahsediliyor. Bakıyor çevresine ve bir de ne görsün? Her yerde dostları arkadaşları, onun için deli divane olanlar. Ama aslında durum öyle değil tabi. Her şey yok olana kadar çok iyi. Olduğu zaman herkesin olduğu, yok olduğunda ise varlığın, herkesin bir bir yok olduğu bir düzen. Günümüze benziyor aslında…

Aslında klasik bir hikâye Caligula fakat işleniş mi dersiniz, üslup mu dersiniz ya da merak mı dersiniz bilemiyorum, bir şekilde içine çekiyor ve size kendisini anlatıyor.

İyi okumalar.

Kitap adı: Caligula
Orijinal adı: Caligula
Yazar: Albert Camus
Çeviri: Ayberk Erkay
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa: 136
Baskı: 2015
Tür: Tiyatro

caligula-albert-camus

Caligula – Albert Camus


Arka kapak;
CALIGULA: […] Kim cüret edebilir seni yargılamaya şu yargıçsız, şu kimsenin masum olmadığı dünyada! Tarihin şahit olduğu en acımasız tiranlardan biri olan, adı zorbalık, gaddarlık ve delilikle bir anılan İmparator Caligula, Camus’nün sahnesinde, imkânsız olana, gökteki aya sahip olma arzusunun peşinde, halkının felaketine, mutlak zaferine doğru yürüyor.

Albert Camus 1944 yılında son şeklini verdiği Caligula’da, sevdiği kadının ölümünün ardından mutluluğu, özgürlüğü, gücü ve ahlaki değerleri sorgulamaya başlayan genç yaştaki Roma imparatorunun, “göğü denize çalmak, çirkini güzele katmak, kederi neşe kılmak”, yok olanı var etmek adına, sınırsız güçle imtihanını sahneye taşıyor. İmparator Caligula, her şeyin yegâne sahibi olmasına rağmen, insanların öldüğü ve mutlu olmadıkları bu dünyada mevcut olanlarla yetinmeyecek, imkânsız olanı elde etmek uğruna, imparatorluğunu bir korku ve zulüm zindanına dönüştürecektir. Tüm ahlaki değerleri ve yasaları inkâr eden Caligula, delilikle yaftalanmak pahasına, son nefesine kadar aklın ve vicdansızlığın yolundan vazgeçmeyecek, bu uğurda hem kendini hem sevenlerini hem de bütün Roma halkını yıkıma götürecektir.
Albert Camus’nün bütün oyunları Can Yayınları’nda.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Sorry, the comment form is closed at this time.

Send this to a friend