Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke

13 Mar Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke

“Çocukluğun Sonu” şu zamana dek okuduğum en sarsıcı yalancı ütopya, diyebilirim. Bilim kurgu klasiklerinde hangi kitabı bitirsem, o kitabın kendi türü içinde en iyisi olduğunu iddia ediyorum genelde. Bu kitap bittiğinde de aynısı oldu. Açıkçası böyle bir kurgunun, ancak bir dahiden çıkabileceğini düşünüyorum. Arthur C. Clarke’ın hayatı hakkında hiçbir şey bilmesem de, bir zamanlar kafasının içinde dönmüş olan o çarklara hayran olmaktan kendimi alamadım.

Aslında her şey klasik bilim kurgu romanlarında alıştığımız türden bir olayla başlıyor: uzaylı istilası. Fakat istila ediyorlar diyemeyiz aslında, en azından kötü anlamda. Dünyayı tek ve kusursuz bir devlet haline getirip, insanların savaştan, acıdan, yoksulluktan, sefaletten uzaklaştığı, hırsızlıkların, yolsuzlukların ve cinayetlerin neredeyse sıfıra indirgendiği safi bir ütopya kuruyorlar. Ne var ki gökyüzündeki gemilerinde yaşayan bu uzaylılar, tüm bu işleri insanların arasından belirli aracılarla gerçekleştiriyorlar. Onlara göre, insanlık henüz onları görmeye hazır değil.

Aradan zaman geçiyor, uzun bir zaman…Nihayetinde uzaylılar insanların kendilerini görmeye hazır olduklarını duyuruyorlar ve ortaya çıkıyorlar. Ve bu olay kitabın başlarında oluyor neredeyse. Kötü bir şeylerin başlamasını beklercesine pusuya yatıyorsunuz ama her şey iyi seyrinde devam ediyor. Zaman geçtikçe daha uğursuz olayları sezmeye başlıyor ama akıl bile yürütemiyorsunuz.

Başka bir gezegenden gelmiş, insandan uzak bu yaratıklar, insanlara neden yardım ediyorlar? Dünyayı koruyup kollamalarındaki amaç ne?

– spoiler! –

İnsanın bilinmeyene olan korkusu, geçmişten değil gelecekten kaynaklanıyor olabilir mi? Zaman kollektif bir bilince yol açabilecek, tek parça bir olgu olabilir mi?

Peki ya insanların hükümdar olarak gördüğü bu üstün zekalı yaratıkların da bir efendisi varsa ve o efendinin, evreni yoğurabilecek gücüyle, insanlığa dair akıl almaz bir emeli varsa?

– spoiler bitişi –

Hem distopya anlamında hem de ütopya anlamında insanı tatmin ediyor. Ütopyanın da sonunda çıkmazları olduğunu, insanın her şey yolunda gittiğinde bu kez de “can sıkıntısıyla” mücadele etmek zorunda kalacağını çarpıcı bir dille anlatıyor. Aynı zamanda iyinin kötüye doğru adım adım gidişini, ve o kaçınılmaz gidişteki dehşeti adeta hissettiriyor.

Okuduğum en iyi bilim kurgu romanları içinde ilk beşe hatta ilk üçe rahat rahat yerleşir. Ufku ayrı bir boyuta taşıyan bu güzel romanı, bilim kurgu seven veya sevmeyen herkese tavsiye ederim.

Sevgiler…

“Yalnızca zamanın derman olabileceği başı şeyler vardı hayatta. Kötüler yok edilebilirdi, ancak aklı karışmış iyi birine karşı hiçbir şey yapılamazdı.”
*
“Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlamaz. Maddi şartları iyileşen insanlık, gözünü daha yükseklere diker, bir zamanlar rüyasında bile göremeyeceği güç ve mülke burun kıvırmaya başlar. Dış dünya onlara her şeyi sunmuş olsa bile, insanların akıllarındaki sorular ve kalplerindeki özlem susmak bilmez.”
*
“Yine de gitgide bir çocuk parkına dönen gezegenin akılları çelen bütün bu atraksiyonlarına karşın, bazı kişiler hala o yıllar öncesinden kalma, cevabı bilinmeyen soruyu yineliyordu:

‘Şimdi ne yapacağız?’ ”
*
“Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz.”

Kitap adı: Çocukluğun Sonu
Orijinal adı: Childhood’s End
Yazar: Arthur C. Clarke
Çeviri: Ekin Odabaş
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa: 256
Baskı: 2015
Tür: Bilim Kurgu, Roman

Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke

cocuklugun-sonu-arthur-c-clarke

Zeynep Yılmaz
zeynep96yilmaz@gmail.com

1996 İzmir doğumlu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci olan okuyucumuz, kitap okumayı ve yazmayı çok seviyor.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend