Fotokopiler – John Berger

16 Kas Fotokopiler – John Berger

Fotokopiler, John Berger’in anlarından oluşan bir kitap. Hayatına giren ya da onlar girmeseler de John Berger tarafından hayatına alınanlardan oluşan bir derleme. Kısa anlarda var kitapta. Kısa olaylar gibi görünen bizlere. Ama o an o hayatı yaşayan kişi için çok fazla şey ifade eden anlar. Yaşandığı an ile an ya da bir andan daha öte olan anların toplamı var bu kitapta. Bazen bir sayfa ile anlatmış John Berger sayfalarca kitaplarda anlatamadıklarını insanların.

Kitapta her ânı okuduktan sonra durup biraz düşünüyorsunuz. Nedense bunu istemsiz olarak yapıyorsunuz. Bazı öykülerde ise bir kez daha mı okusam acaba diyorsunuz. Özellikle etkileyenler oluyor tabi. Örneğin Abidin Dino ile ilgili olan ânı ile ben o zamana gittim, o zamanı yaşadım, o zamanı düşledim. Ne güzel zamanlar yaşamışlar diye düşündüm. Ama aynı zamanda da ne kadar zorluymuş o zamanlar dedim. Bazı ânlarda ise bomboş bir eve girip, o evdeki hatıraları düşündüm sevdiklerimle geçen. Ama o evde artık onların olmadığını, artık o evi yalnız gezdiğimi düşündüm. Aynısını John Berger yaşamış, sindirmiş ve bizlere anlatmış. Düşünsenize artık o adımları attığınız yerde o insanın ya da o insanların sesi yok, kokusu yok, sözü yok. Yakın zamanda artık sizin de olmayacak. Yok oluşa doğru sizin çevrenizdekiler yani sizinle aynı dönemi yaşayanlar yavaş yavaş gidiyor. Aslında yavaş yavaş değil. Çok hızlı bir gidiş bu. Her ne kadar biz anlamasak da bu zamanlarda hayat bizden çok hızlı alınıyor. Bizlerse bir daha gelemeyeceğimiz bir yer için, yüzyıllık planlar yapan ölümsüzler gibi hareket ediyoruz. Her şey çok kısa çok az. Yok oluş ise çok gerçek. Olması gereken her şeyden ama her şeyden daha gerçek olarak karşımızda, içimizde, derinlerimizde. Gören gibi görünen bizler ise her daim unutup, en klasik tabir ile “dünyevi” zırtapozluklara takılıyoruz her daim. Her zaman bir zamanla ölçme takıntımız var. Her şeyi planlama, programlama. Her şey istediğimiz gibi olmalı, hayat bizim istediğimiz gibi ilerlemeli, ölüm konuşulmamalı hatırlatılmamalı. Ölmeyecek gibi çalışılmalı ve sürekli bir şeyler için bir şeyleri biriktirmeli. Belki hiç olamayacak hayaller için didinmeli. Birkaç insan görünümlü yaratığın daha çok kazanması için, eski zamanlardaki kölelerin bir değişik versiyonu gibi çalışılmalı. Hem de hiç ama hiç sorgulamadan. Sanki bizlerinde bir hayatı yokmuş gibi. Sanki bizim dünyaya gelişimizin tek nedeni buymuş gibi.

İğrenç, mide bulandırıcı ve tiksindirici bir düzen bile olsa sesimizi asla çıkarmadan yaşamalı ve buna “modern yaşam” demeliyiz. Çevremizde sürekli olarak dünyaları kurtaran, kendi görüşünü sorgulamadan körü körüne savunan, sürekli aşağılayarak, kötüleyerek, sadece ama sadece kendisini doğru görerek yaşayan tüm insan görünümlülerle bir arada yaşamak zorundayız. Soluyan her canlıya değer ve saygı vermektense, bazılarına değer ve saygı göstermek, gücün yanında olmak zorundayız.

Belki de tüm bunları anlatmıyor John Berger ama ben kitabı okurken bunları düşündüm hep. Kulağımda bazen Max Richter bazen Stephan Moccio bazen ise Evgeny Grinko, aklımda dizginleyemediğim gitmemezlik etme de git artık düşlerim, ellerimde kitabım. Gözlerimde ise yaşamın tüm renkleri ile bana sunduğu bir gün, bir güzel dünya bir gökyüzü ile bunları düşündüğüm için, bunları düşündürttüğü için kızdığım bir düzene, hiçbir şey yapamıyor olmayı düşündüm. İşte o zaman çok uzaklarda bir uzağa gitmek istedim. Ama elimden gitmek gelmedi. Her günkü rutinin bana bahşettiği sahte hayatıma dönerek, olmayan beni oynamaya devam ettim insanlara. Belki de en iyi oyuncuyum kendi hayatımda. Sahteliğimi sezdirmeden oynayabildiğim kaç tane hayatım olduğunu bilmeden oynayabiliyorum. Olması gereken kişi her kimse o kişi olmayı, o an neyi gerektiriyorsa o insan olmayı, en zor zamanlarda bile sabretmeyi bilerek günleri bitiriyorum. Bir şey için sabrediyorum bu hayata ama ne o bende henüz bilmiyorum. Belki de biliyorum ama henüz adını koyabilmiş değilim.

Evet, belki bu kitap bunları söylemiyor olabilir ama bende bunları uyandırdı. Belki de bir toplamın sonucu olarak uyandırdı bilemiyorum. O kadar güzel eserler okuyorum ki ve okuyacağım ki bunların olması anormal değil diye düşünüyorum.

Sizlere de iyi okumalar diliyorum.

Kitap adı: Fotokopiler
Orijinal adı: Photocopies
Yazar: John Berger
Çeviri: Cevat Çapan
Yayınevi: Metis Yayınları
Sayfa: 117
Baskı: 2012
Tür: Otobiyografi, Anı, Deneme

fotokopiler-john-berger-2

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

2 Yorum
  • aklindansayitut@hotmail.com'
    ahmet yusuf
    Posted at 10:45h, 13 Mart

    selam okumayı sevdiğinizi yazmışsınız bu çok güzel ve kitabı değerlendirmişsiniz ama de danın yazımları bile yanlış iki satır okuyup bıraktım bunun için utanmalısınız bence:(

    • Metin Yılmaz
      Posted at 11:36h, 13 Mart

      Merhaba,
      İki bölümde “hem de” bitişik idi başka bir hata yoktu onları da düzelttik. Web üzerinden yazarken otomatik düzeltme yapıyor ve bu hatalara neden oluyor. Bence bu utanılacak bir şey değil. Ama sizin bu yorumunuz utanılacak bir yorum. Yapıcı değil, yıkıcı olmak her zaman en kolayı, en güzeli değil mi? Bu yolu seçmek asıl utanılması gereken… Hayatınızda hiç hata yapmayan biri olarak, bu gurur ve kibir ile yaşamanız dileğiyle.

Send this to a friend