Kadın Yaşam Özgürlük – Marjane Satrapi

20 Aug Kadın Yaşam Özgürlük – Marjane Satrapi

Persepolis’i genel olarak beğenmiş biri olarak Kadın Yaşam Özgürlük’e oldukça yüksek bir beklentiyle başladım. Ne yazık ki kitap benim için ciddi bir hayal kırıklığı oldu.

İran’da kadınların maruz kaldığı baskıları, özgürlük arayışını ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” hareketini anlatmak kuşkusuz son derece önemli. Kitabın çıkış noktası da bu açıdan güçlü. Benim temel itirazım ise bu meselelerin ele alınış biçimine, özellikle de bölgenin siyasi ve tarihsel gerçekliğinin yer yer fazlasıyla tek taraflı ve romantize edilmiş bir çerçevede sunulmasına.

Özellikle Türkiye ve çevre coğrafyada faaliyet gösteren silahlı örgütlere ilişkin bölümlerde bu sorun belirginleşiyor. Çok sayıda insanın ölümünden sorumlu yapıların ve kişilerin, neredeyse yalnızca “özgürlük ve barış için mücadele eden insanlar” olarak resmedilmesi son derece problemli. Şiddet, sivillerin yaşadıkları ve bu örgütlerin doğrudan sorumluluğunu taşıdığı saldırılar büyük ölçüde arka plana itiliyor.

Masum insanların yollarını keserek öldüren, çocukları ve gençleri hayatlarından koparan, sivilleri ve hatta bebekleri hedef alan kişilerin böylesine sempatik ve romantik bir çerçevede sunulmasını yalnızca bir bakış açısı farklılığı olarak görmek mümkün değil. Bir anlatının özgürlükten ve insan haklarından söz ederken başka insanların yaşadığı acıları görmezden gelmesi, kendi savunduğu değerlerle de ciddi bir çelişki yaratıyor.

Bir coğrafyanın acılarını anlatırken bazı acıları görünür kılıp diğerlerini yok saymak, anlatının inandırıcılığını zedeliyor. Hele ki söz konusu coğrafya Türkiye, İran, Kürt hareketleri, devletler ve silahlı örgütler gibi onlarca yıllık son derece karmaşık bir tarihsel arka plana sahipse, meseleyi basit bir “iyi-kötü” karşıtlığına indirgemek gerçekliği ciddi biçimde çarpıtıyor. Bu nedenle kitabın en büyük problemi benim için neyi savunduğundan çok, neyi görmezden geldiği oldu.

Satrapi’den, özellikle Persepolis sonrasında, çok daha nüanslı, sorgulayıcı ve eleştirel bir yaklaşım beklerdim. Persepolis’te güçlü bulduğum kişisel tanıklık ve politik gözlem burada yer yer yerini fazlasıyla yönlendirilmiş bir anlatıya bırakıyor. Bazı bölümlerde anlatı ile propaganda arasındaki mesafe rahatsız edici ölçüde daralıyor.

Kadın, Yaşam, Özgürlük gibi son derece güçlü ve evrensel bir sloganın etrafında şekillenen bir eser, bana göre çok daha kapsayıcı ve tutarlı bir insan hakları perspektifini hak ediyordu.

Ne yazık ki Kadın Yaşam Özgürlük, benim için hem içeriği hem de yaklaşımı açısından büyük bir hayal kırıklığı oldu.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İyi hikâyelerin, güçlü fotoğrafların ve yeni keşiflerin peşinde. Dünya edebiyatı, tarih ve seyahat üzerine okuyor; okuduklarını ve deneyimlerini kendi bakış açısından paylaşmayı seviyor.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Share via
Share via
Share via
Send this to a friend