Keşanlı Ali Destanı – Haldun Taner

23 Oca Keşanlı Ali Destanı – Haldun Taner

Yıllardır merak ettiğim, okumayı çok istediğim büyük ustayı en sonunda okuma şansını yakaladım. Hemen sonrasında ise kendime çok kızdım. Böylesi bir eserden, böylesi bir ustadan bu kadar yıl mahrum kalarak yaşamışım dedim kendi kendime. Daha kötüsü ise tiyatroyu seven biri olduğumu düşünerek yaşardım. Ama bu sevgiyi Haldun Taner’in eşsiz eserleri ile beslemeden yaşamışım. Ne olursa olsun geç kalmış değilim diye kendimi avutuyorum ve tüm eserlerini itina ile okumaya çalışacağımı biliyorum.

Eser hepimizin bildiği daha doğrusu kulaktan dolma olarak olsa da bildiği Keşanlı Ali Destanı. Kitaba başlar başlamaz eskilere gidiyorsunuz. Eski İstanbul, eski Türkiye, eski güzellikler, eski dolandırıcılar. Erkeklerin erkekliklerinin, birilerini döverek ya da öldürerek kanıtlandığı zamanlar. Fakat bu zamanlarda düzmece olaylar çok yaşanmış. Nam, şan şöhret elbet o zamanlar daha bir mühim konulardanmış. O yüzden biraz yalan dolan çok sıkıntı olmadan yedirtilebiliyormuş insanlara. Durum şimdi ki kadar çıplak değilmiş. Hoş şimdi de değişen fazla bir şey yok. Yine yiyenler yiyor yenmesi gereken gibi gösterilenleri.

Zaman cumhuriyetin ilk yılları, zamanın partisi demokrat parti yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Tabi tiyatronun o ince dokundurmaları ile. Siyasiler var oyunda. Çok daha küçüklerinden ama büyük baş politikacıların. Ama yalan dolan olarak aynı büyüklükteler o konuda boylar eşit. Siyasetçilerin olduğu yerde dostları var tabi. Yani dostu derken sözde dostluklar bunlar. Yağmur neredeyse oraya kaldırılan tarlalar gibi. Her şey iktidar olabilmek içindir. Keşanlı içerdedir bir süredir. Bir cinayeti vardır. Dışarı çıkar çıkmaz beyler paşalar gibi karşılanır mahallede. Hemen muhtarlığa adaylığını koyar. İnsanları yönlendiren bir lider olur az zaman sonra. Rakiplerini güzel oyunlarla alt eder. Yalan dolan işlerinden anlayan iyi dostları vardır Ali’nin. Ama bir de sevdiği vardır ki yüreğini burkan, söz ona geldi mi yalan da dolan da bitsin kalsın yok olsun ister. Ama olmaz olamaz işte. Gel zaman git zaman Ali’nin yüreği daha bir çırpınır sevdiğini her gördüğünde. Söylemek ister her şeyi ama kız inanır mı? İnansa bile sadece kendisinde bırakır mı sırrını Ali’nin? Ali almıştır büyük derdi. Bir yerde iktidar, şan şöhret, bir yerde sevgisi, sevdiği. İşi zaten kolay değil iken daha bir zorlaştıran olaylar onu bekler…

Epik tiyatronun en önemli örneklerinden biri olan Keşanlı Ali Destanı, birçok tiyatro topluluğu tarafından defalarca sergilenmiş, Avrupa’da birçok şehirde, Amerika’dan Lübnan’a kadar birçok ülkede oynanmış bir oyundur. Üzerinden bu kadar yıl geçmesine rağmen güncelliğini yitirmemiş nadide oyunlardan biridir. Tek üzücü yanı, yeni uyarlamalarında kalitesiz oyuncu kadroları tarafından da oynanmış olması ve Keşanlı Ali rolü için türkücü-şarkıcı tayfasının oynayarak, rolün bırakın hakkını vermeyi berbat etmişlerdir. O kadar olmamış ve o kadar üzücüdür ki keşke bu konuda bir kural olsa da bu oyunun şanına leke sürülmese…

İyi okumalar, iyi izlemeler.

Kitap adı: Keşanlı Ali Destanı
Yazar: Haldun Taner
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa: 160
Baskı: 2015
Tür: Tiyatro

kesanli-ali-destani-haldun-taner


Arka kapak;
Keşanlı Ali Destanı dilden dile çevrilerek dünyanın pek çok ülkesinde sahnelenmiş; oyuncusu ve seyircisiyle bütünleşmiş; dahası, Türk tiyatrosuna yıllarca öncülük etmiş bir başyapıt.

Haldun Taner’in “gecekondu ortamında bir kahramanlık mitosunun parodisi” dediği, modern epik tiyatronun en güzel örneklerinden biri sayılan oyunda, geleneksel gösteri sanatlarımızın birçok özelliği çağdaş bir yorumla sunuluyor. Yaratılan tipler öylesine gerçek, öylesine canlı ki, hemen her toplumun sosyal ve ekonomik açıdan benzerlik gösteren kesimlerinde karşımıza çıkıveriyorlar. Bu nedenle, Sineklidağ efsaneleri Keşanlı Ali ve Zilha ister İstanbul’da, ister Berlin’de, ister Londra, Beyrut ve Budapeşte’de, isterse Hamburg’da, nerede olursa olsun hep aynı ilgi ve sevgiyle karşılandı.

“Bizim geleneklerimizden, bizim insanımız ve konularımızdan yola çıkıp, bütün bunları, öz Türkçemiz ve bize özgü bir görüş biçimi ile çağdaş dünyanın verileriyle aktarmak”tan söz ediyordu ‘tiyatro düşünürü’ Haldun Taner… Keşanlı Ali Destanı’nda büyük usta işte bu sözünü yerine getiriyor.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

2 Yorum
  • Bu Ay Okuduklarım - Ocak 2016 - Kargadan Notlar
    Posted at 00:17h, 02 Ağustos Cevapla

    […] Yıllardır merak ettiğim, okumayı çok istediğim büyük ustayı en sonunda okuma şansını yakaladım. Hemen sonrasında ise kendime çok kızdım. Böylesi bir eserden, böylesi bir ustadan bu kadar yıl mahrum kalarak yaşamışım dedim kendi kendime. Daha kötüsü ise tiyatroyu seven biri olduğumu düşünerek yaşardım. Ama bu sevgiyi Haldun Taner’in eşsiz eserleri ile beslemeden yaşamışım. Ne olursa olsun geç kalmış değilim diye kendimi avutuyorum ve tüm eserlerini itina ile okumaya çalışacağımı biliyorum. Yazının devamı için tıklayın […]

  • hebunalbirlik@gamail.com'
    İbrahim halil al
    Posted at 11:55h, 22 Ocak Cevapla

    Kejanlı ali nin tirad ını nasıl bulabilirim yardmcı olursanız sevinirim teşekükürler

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend