Leyla’nın Evi – Zülfü Livaneli

13 Oca Leyla’nın Evi – Zülfü Livaneli

Kendisi de yazmaya çalışıp çabalayan biri için usta yazarlar hakkında yazı yazmak çok zor:)
İnsan kendini çok önemsediği ve saygısızlık ettiği hissine kapılıyor! Ama birileri de yazmalı değil mi, bunu bir kitap eleştirisi değil de, hayran mektubu gibi okuyunuz:)

Zülfü Livaneli’yi, ilk gençliğim boyunca hep bestekar kimliği ile takip etmiş ve edebiyatçı tarafını çok geç tanımış biri olarak, okuduğum her kitabında kendisine olan hayranlığım, saygım ve sevgimin katlanarak arttığını, hem gurur hem de gecikmişliğin utancıyla belirtmeliyim.

Her biri birbirinden güzel ve etkileyici kitaplarında beni en çok etkileyen, romanlarının tatlı-yumuşak-kolay okunur ve bir o kadar çarpıcı kurgusu!

Hikayeyi okumaya başlarken sizi neyin beklediğini asla tahmin edemeyeceğiniz sürprizlerin yanısıra, kahramanların psikolojilerini anlayabileceğiniz çözümlemeler, kahramanların gözünden geçmişi anlatırken gözünüzün önünden film şeridi gibi akıveren yakın tarih, duygusal ve insani tarafınıza, sömürüye girmeden, tam da tadında dokunuşlarla hitap eden insan öyküleri benim için okumayı daha da zevkli hale getiriyor.

Bu romanlardan biri de Leyla’nın Evi.
Aynı zamanda Nedim Saban tarafından başarıyla tiyatroya da uyarlanan romanımızın kahramanı Leyla, iyi eğitimli, varlıklı, saygın bir aileden gelen eski İstanbul hanımefendilerindendir. Değişen yaşam koşulları ve dünya düzeninde zaman içerisinde Leyla’nın da elinde bir tek yaşadığı aile yadigarı köşk kalmıştır. Ancak yeni zengin bir aile tarafından yaşlı kadının köşkü satılığa çıkarılır ve elinden alınır. Ne olduğunu anlayamadan kendisini bir gün sokakta buluveren Leyla’ya yaşadığı haksız kaybın hesabını sormak ve belki de çocukluğunun geçtiği bu güzel köşk bahçesinin sahibine olan vefa borcunu ödeyebilmek için, gazetecilik yapan Yusuf kendi evinin kapılarını açar.

Yusuf’un yaşadığı hayat Leyla’nın bunca yıldır gördüğü hayattan çok farklı, Beyoğlu’nun arka sokaklarındaki küçük evi, yaşamaya alıştığı köşk ve aldığı hayat kültüründen apayrı bir düzene sahiptir. Almanya’da doğup büyümüş ve Türkiye’de müzisyenlik yapmaya çalışan, kız arkadaşı Roxy’nin Leyla’ya olan tavrı ise kahramanımızın zaten sıkıntılı olan durumunu iyice zorlaştırmaktadır.

Leyla, bu yeni hayat düzeninde mücadelesini sürdürürken, bir yandan da geçmişin perdeleri aralanır ve kaybettiği ailesi ile ilgili sırlar tarihi zemin üzerinde okuyucuya sunulur.

Diğer tarafta ise köşkü haksız bir şekilde elde etmeye çalışan yeni evli çiftin hayatı, kavgaları, ailevi çekişmeleri ve parasal hırslarına tanık olan okuyucu; romandaki kahramanların her birini kendi içinde değerlendirirken, hepsinin kendince haklı sebepleri olduğunu görür, kahramanlarla beraber güler, onlarla üzülür, onlarla birlikte aynı hislere bürünür…

Bir romanı bence güçlü yapan en önemli özellik, okuyucuya verdiği bu duygu, bu herşeyi içinde, derinde hissetmesini sağlayan sıcaklık ve samimiyet! Leyla’nın Evi’nde de, hem Leyla olur okuyucu, hem Roxy, hem Yusuf olur, hem Ali Yekta Bey… Kimseyi haksız görmez sonunda ve hepsinin insani yönünü sorgular! Öyle gerçek insan manzaralarıdır ki sunulanlar, okuyucu ister istemez gerçek olduğunu düşünür, tüm o sıkıntılı sürecin sonunda romanın güzel sonu ile mutlu olur, içi rahatlar!

Ben kitabını çok zevkle okuduğum bu harika romanın bir de oyununa gittim, sahneye nasıl uyarlandığını çok merak etmiş, eleştirel gözle izlerim demiştim.. Ama izledikçe kendimi yeniden hikayenin içinde buldum, hem uyarlamanın başarısını, hem de özellikle Roxy’i canlandıran Ayça Varlıer’in harika performansını gözlerim kamaşarak, tüylerim ürpererek, kimi yerde gülerek, kimi yerde burnumun direği sızlayarak izledim! Hem romanı, hem oyunu kitap/sanat severlere şiddetle tavsiye ederim.

Kitap adı: Leyla’nın Evi
Yazar: Zülfü Livaneli
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa: 284
Baskı: 2012
Tür: Roman

#Leyla’nın Evi – Zülfü Livaneli #Leyla’nın Evi #Zülfü Livaneli

Kitap Etiketleri:
Yasemin Gül
yasonder@gmail.com

Aslen İzmir'li, sonradan İstanbul'lu. Aslen İşletme mezunu, sonradan Çocuk Gelişimi. Görünürde kariyer hedefleri olan bir beyaz yaka, ama aslen hep sanat heveslisi! Bu yüzden hep yazıp çiziyor, durmadan yeni bir şeyler deniyor. Aktif olarak kendi bloğunda da yazılarını ve denediklerini paylaşıyor. Edebiyatı, felsefeyi, tiyatroyu, sinemayı, yazı yazmayı, seyahat etmeyi, çiçekleri ve çocukları çok seviyor, 1 çocuk annesi.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend