Seyrek Yağmur – Barış Bıçakçı

28 Oca Seyrek Yağmur – Barış Bıçakçı

Yazarın okuduğum ilk kitabı Seyrek Yağmur. İlk ve son değil elbette sonrası gelecek. Fakat “ilk okumam gereken kitabı, Seyrek Yağmur değilmiş” dedirten kitabı. İyi kitap kötü kitap diye bir sınıflandırma yapmak bence doğru değil. Elbette yazarın vermek istedikleri var kitabın sayfalarında ama kitabın okuyucuyu yakalayamaması gibi bir durum var ve ben bunu yaşadım Seyrek Yağmur’da.

Hani bazen bir kitaba başlarsınız ve bir de bakmışsınız kitabı yaşayarak okuyorsunuz ve bitmesin istiyorsuunuz. İşte okuduğum kitaplarda bu güzelliği yaşayamadığımda da kitapta olması gereken ya da yapması gereken başka bir güzellik ortaya çıkar ve o okutur kitabı. Bazende dersiniz ki yarım bırakmam ben okumaya devam etmeliyim biraz daha denemeliyim, en azından bir kaç güzel nokta bulabilirim. İşte bu an yaşandığında bir kitapta, okuyucu zaten o sayfalardan uzaklaşmış oluyor. Tabi bu yaşananlar Seyrek Yağmur’da birebir yaşanmadı.

Kitapta bir Rıfat var fakat ben bu karakteri çözemedim. Bu karakter derin bir edebi yönü olan insan mı yoksa iri ve şişman olmasının yanı sıra hafif Lennie Small tarzı bir insan mı anlayamadım. Bir şeyler anlatılacak gibiyken bir anda bambaşka bir ahenk ile bambaşka bir insanla devam ediyoruz gibi bir durum var. Dinamikler çok hızlı değişiyor. Karakteri net bir yere oturtamadan olayları oturtmak daha mantıklı olabilir diye düşünüyorum. Fakat bu kez olayların gelişi gidişi elle tutulur türden değil. Artı olarak siyasi kaygı ve göndermeler devreye girince soğumalar artıyor ve artık bir daha ki sefere diyorum. Öyle sanıyorum yazarın diğer kitaplarında çok daha farklı bir kitap okuyacağım.

Kitapta dikkatimi çeken ve anlamsız bir rahatsızlık veren şey sürekli bir politik gönderme kaygısı idi. Sürekli olarak bir bağlama endişesi taşıyor gibi geldi bana nedense. Elbette öyle değildir belki de öyledir bilemiyorum ama sürekli olarak bir şeyler söylemeye çalışıyor, ama bunu üstü kapalı yapması gerekiyor gibiydi. Hemen hemen herşeyin çok net olarak göründüğü ülkemizde bu tip bir çabaya bence gerek yoktu diye düşünüyorum. Bir diğer konu ise sürekli siyaset sürekli politika artık hayatımıza zaten nüfus etmişken, her gün her an içimiz dışımız siyaset ve siyasi oyunlar olmuşken, dibimizde bombalar patlatılıyor, masum insanlar hayatlarını kaybediyorken, yaşamaya çalışmak en azından az biraz nefes almak için sığındığımız kitaplarda görmek istediğimiz bize hayatın yaşanabilirliğini ya da en azından bize az biraz süre vermesi diye düşünüyorum. Yine yeniden gözümüze iğrenç ötesi siyaseti ve onun kendilerini haklı sanan oyuncularını sokmasını şahsen ben görmek istemiyorum. Çünkü benim gözümde bu politik görüşlerin hepsi aynı fanatizme sahip ve hepsi aynı körlükte. Değişen hiçbir şeyleri yok ne yazık ki. İnanın o kadar bıktım ki bu ülkenin bu inanılmaz hızlı gündeminden artık… Neyse uzatmadan kitaba dönsem iyi olacak.

Kitabın kapağı ile ilgili birşey söylemek istemiyorum. Bu kadar kötü bir kapağı nasıl yapıyorlar? Nasıl onaylıyorlar? Hiç karşısına geçip bakmıyorlar mı? En azından internetten kitap kapaklarını araştırıp görmüyorlar mı inanın çok merak ediyorum. Tamam iyi kitap kapağı yapamıyoruz çok az iyi örnek var biliyorum ama bu kadarı olmamalı diye düşünüyorum.

Yazarın diğer kitapları ile devam edeceğim. Sizlere de iyi okumalar diliyorum.

Kitap adı: Seyrek Yağmur
Yazar: Barış Bıçakçı
Yayınevi: İletişim Yayınları
Sayfa: 100
Baskı: 2015
Tür: Roman

seyrek-yagmur-baris-bicakci

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend