Toza Sor – John Fante

09 Nis Toza Sor – John Fante

Charles Bukowski’nin bir çok kez söz ettiği bir yazar John Fante. Toza Sor ise John Fante denilince akla gelen ilk kitaplardan. Neden bu kadar söz edildiğini anladım kitabı bitirdikten sonra. Sürükleyici ve elden bırakmadan okunan bir kitap. Kendinden bahseden, kendi halinde, yavaş yavaş ilerleyen bir kitap Toza Sor.

Aynı zamanda nedensiz bir hüzün barındırıyor. Anlaması zor ama nedense kitabı okurken bunu çok bariz olarak fark edebiliyorsunuz. Mutlu bir anlatımda bile o tat geliyor bir şekilde. Tıpkı yıllar öncesini hatırlatan bir fotoğrafa bakmak gibi. Toza Sor, bu bakılan fotoğrafların albümü gibi. İçinde yüzlerce fotoğraf olan albümlerden. Tabi aralarda yazılarda var uzun uzun alınan notlar var. Ama en önemlisi çıplak hayat var. Her ne kadar bizim kültürümüzden kilometrelerce uzakta yaşanan bir hayatta olsa, benzer olmuşları görüyoruz. Aynı zamanda aynı olmayan binlerce hayattan sadece bir tanesi. Ama bu hayat yazar olmaya uğraşıyor. Hemde en kötü şekilde ilerleyerek.

Kitabı okurken kahramana daha doğrusu kitabın baş karakterine sürekli olarak sinir oldum. Çünkü tam bir aptal gibi davranıyor ve sürekli olarak aptal durumuna düşüyor. Kitabın kahramanı dediğim Bandini bu arada. Sahte isim. Kendisi de çok gerçek değil zaten. Ama bir şekilde iyi de denebilir. Bilemiyorum bu zor bir karar. Ama bildiğim tek bir şey var o da son satırları okurken o kitabın havadan yere doğru düşüşünü ve o an o kadın orada olsaydı ne hissederdi acaba diye düşündüm. Elbette hiç bir şey hissetmezdi o kadın. Ama okurken siz çok şey hissedeceksiniz.

Gerçekten güzel bir kitap okumak istiyorsanız John Fante’nin Toza Sor’unu tavsiye ederim.

İyi okumalar.

Kitap adı: Toza Sor
Orijinal adı: Ask The Dust
Yazar: John Fante
Çeviri: Avi Pardo
Yayınevi: Parantez Yayınları
Sayfa: 160
Baskı: 2000
Tür: Roman

toza-sor-john-fante-2

Toza Sor – John Fante

Arka kapak;
“Derken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm. Cümleler sayfada yuvarlanıyordu, kayıyorlardı. Her cümlenin kendine özgü bir enerjisi vardı. Cümlelerin özü sayfaya bir biçim veriyordu: Sayfaya oyulmuşlardı sanki. Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabımın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi. O kitapları okuduktan kısa bir süre sonra bir kadınla yaşamaya başlamıştım. Benden daha ayyaştı ve korkunç, kavgalar ederdik. Bazen ona, “Bana orospu çocuğu deme! Bandini’yim ben, Arturo Bandini” diye bağırırdım. Fante benim Tanrı’ların rahatsız edilmeyeceğini, kapılarının çalınmayacağını biliyordum. Ama “Angel’s Flight”ın neresinde oturduğunu tahmin etmeye çalışır, hala orada yaşadığını tahayyül etmeyi severdim. Hemen her gün ordan geçerdim. Camilla’nın tırmandığı pencere bu muydu? Lobi bu mu? Hiçbir zaman emin olamadım.” -Charles Bukowski-

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend