Yeni Dünya – Sabahattin Ali

17 Ağu Yeni Dünya – Sabahattin Ali

Hani derler ya “çarpıcı bir kitaptı!” Hah işte o sözü bir kenara itivereceğiniz türden etkileyici hikayeler var bu kitapta. Sabahattin Ali’yi zaten biliyoruz evet ama bu kez daha bir başka daha bir iyi daha bir daha olmuş. Okuyunuz, okutunuz diyorum ve yazıma geçiyorum.

Sabahattin Ali okumak kesinlikle büyük bir keyif. Hikayesi her ne olursa olsun, sizi hikayesinin içine çekiyor ve size o hikayeyi yaşatıyor. Öyle olayların, öyle anların içinde yer alıyorsunuz ki zaman zaman okumuyor, sanki anılarınızı yaşıyor gibi oluyorsunuz. Bu kadar güzel bir hikaye anlatımı ile birlikte okumaya devam ediyor, bir zaman sonra bitince kitap, bir daha okuyasınız geliyor.

Şu hikaye çok dikkatimi çekti, şu hikaye enfezdi diyemiyorum çünkü tüm hikayeleri tek tek yazmak zorunda kalmak istemiyorum. Bütün hikayeler çok iyiydi. Tüm hikayeleri yaşadım. Sanki o an oradaydım. Zaten bizden hikayeler olduğu için herhangi bir yabancılık çekmiyorsunuz. Okumaya başlar başlamaz kurguyu anlıyorsunuz ve sizden yani bizden, içimziden gelen bir kesimin, bir kesitini yaşıyorsunuz.

Yazımın başında da dediğim gibi okuyun, okutun. Başka söze gerek yok zaten.

İyi okumalar.

Kitap adı: Yeni Dünya
Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa: 136
Baskı: 2016
Tür: Hikaye

yeni-dunya-sabahattin-ali

Yeni Dünya – Sabahattin Ali

Arka kapak;
‘Hala bir şey çıkmadı… Galiba bu yolu yapmayacaklar. Köylü de bana yardım etmiyor. Pek ölü mahluklar… Belki de pek akıllı mahluklar da, boşuna yere uğraşmak istemiyorlar. İçimde hiç şevk kalmadı. İnsana birkaç kelime ile cevap verseler yine neyse, fakat ne evet, ne hayır!… Sanki bu istidaları ses vermez derin bir kuyuya atmışız.
Akşamları köyün yanı başındaki sırta çıkarak uzakta tozlara bulanıp uzanan yolu seyrediyorum. Bazan tozdan bembeyaz olmuş ve üstüne sepetler denkler sarılmış bir kamyon görünüyor, bir bataklıkta dizlerini kaldırıp indirerek yürüyen bir insan gibi ileri geri sallanarak, yıkılacak gibi olarak, ağır ağır ilerliyor. Bu o kadar üzücü bir manzara ki, tekniğin en son ifadelerinden biri olan bu makine ile dünyanın bu en iptidai yolunun mücadelesini görmemek için insan gözlerini kapıyor. Bazan koşup yolu avuçlarımla düzeltmek, orada hiç olmazsa beş on metrelik bir yeri bir ‘yol’ haline koyarak kendi hisseme düşne vazifeyi yapmış olmak istiyorum.’

‘Asfalt Yol’ adlı öyküden.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend