27 May Tüneldeki Çocuk – Sait Faik Abasıyanık
Okuduğum en iyi Sait Faik öykülerini barındıran kitap Tüneldeki Çocuk oldu. Kitabın başından sonuna kadar sıkılmadan bir çırpıda okunan öyküler var. Bu öyküler herhangi bir insanı konu alan, herhangi bir hayattan öyküler. Ama okudukça elinizden bırakamayacağınız hayat parçaları öyküler.
Sait Faik öykülerinde okumaya başlar başlamaz kendinizi kitabın içinde bulursunuz. O anlatılan anda yaşar, o zamanın gerekliliklerini benimser, o zaman göre yaşarsınız kısacası. Hiç bir şey size yapay gelmez. O yaşantılar o hayatlar sanki sizin gözünüzün önünde akar gider. Bunu hemen hemen tüm öykülerinde görebilirsiniz Sait Faik’in.
İşte Tüneldeki Çocuk’ta aynen böyle bir kitabı yazarın. O kadar bizden, o kadar içten, o kadar güzel kitap. Bir kez değil bir kaç kez okuma ihtiyacı hissettiren, okumaktan büyük bir haz aldığınız kitaplardan.
Eğer Sait Faik okumaya yeni başlayacaksanız bence bu kitabı seçin ilk okuma olarak. Çünkü bu kitaptan sonra tüm kitaplarını okumak isteyeceksiniz.
İyi okumalar.
Kitap adı: Tüneldeki Çocuk
Yazar: Sait Faik Abasıyanık
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa: 120
Baskı: 2016
Tür: Hikaye
Tüneldeki Çocuk – Sait Faik Abasıyanık
Arka kapak;
“Sait Faik yolda, sinema önünde, otobüste, köprü üstünde, vapurda, Gülhane Parkı’nda, ne bileyim bir dükkânda ya da İstanbul’un en kıyıda köşede kalmış bir yerinde rastladığı insanları kollarından tutup öykülerine sokuşturur.
Tabii, bu öyküleri düzmek için yanaştığı her insana hemencecik el atmaz, onları, kavun alıyormuş gibi iyice tartar, koklar ve öykü olabilecek bir yan bulduktan sonra onlara kucak açar. Çünkü ona göre her insanın içinde öykü bulunmaz. Yazara düşen iş, içinde öykü taşıyan insanı kıstırmaktır. Bir kez kıstırdıktan sonra da elini uzatıp onun içinden öyküyü çekip çıkarmaktan başka iş kalmaz.”
-Salâh Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu’dan-


Onur TAŞDEMİR
Posted at 14:57h, 17 AprilSait Faik’in röportajları günümüz haberciliğinden çok daha öyküsel ve etkileyici. Onun röportajlarını okuyunca, bugünkü pazar eklerindeki basit sorularla yapılan röportajların ne kadar sığ olduğunu fark ediyorsunuz.
Yeni yüzyılda her şey hızlı tüketime dönüştü. Bu durum, röportajların da öyküsel ve derinlikli olmasını engelliyor. Artık tıklanma odaklı, arama motorlarına uygun, tek tip içerikler üretiliyor. Bu ortamda, Sait Faik gibi röportajlar yazmak zorlaşıyor. Gazeteciler 7/24 akan gündemi takip etmek zorunda ve bu da derinlikli içerik üretmeye zaman bırakmıyor.