Dünyaların Savaşı – H.G. Wells

23 Mar Dünyaların Savaşı – H.G. Wells

Wells klasiği çok iyi bir kitap. Özellikle sonunu bu kadar mantıklı bir biçimde bağlaması takdire şayan. Konunun başından itibaren oluşan acaba sorularını bu kadar güzel bir biçimde oturtması çok iyiydi.

Wells okumaya başladığımdan beri, diğer bilim kurgu kitapları arasında bir farkının olduğunu, yönlendirici bir eserler bütünü oluşturduğunu düşünüyorum. İşte bu yüzden bana her zaman bir kaç basamak yukarıda gelmiştir Wells eserleri. Türkçe çevirisi yapılmış kitaplarının hemen hepsini okumuş olmaktan dolayı da gurur duyarım kendimle.

Fakat okunacak kitaplarını bitirmek bende Wells okuyamama sendromu adını verdiğim, hiç hoş olmayan bir sendroma sebep oluyor. Dünyaların Savaşı işte o kokumadığım çok az kitabından biriydi. Yani beni sendroma yaklaştıran bir kitap daha oldu.

Dünyaların Savaşı, mars gezeninden gelen istilacıların, dünyaya gelmesini, sonrasında insanları öldürmesini konu alıyor. Fakat bu kadar basit ve bu kadar klasik bir biçimde değil. Sürekli olarak ele alınan hollywoodvari bir biçimde ilerlemiyor Dünyaların Savaşı. Tam tersine o kadar oturaklı, o kadar mantıklı bir biçimde işleniyor ki neden olmasın? Diye kendinize sormadan edemiyorsunuz.

Tabi konu sadece bu kadarla bitmiyor. Marslıların gelişi ve bizim dünyamıza adaptasyonları az biraz sorunlu oluyor. En büyük sorunlardan biri yerçekimi farklılığı oluyor. Mars yerçekimi ile Dünyanın yer çekimi arasında olan büyük fark isitlacı marslıların büyük bir sorunu oluyor. Fakat onlar bu sorunu da bazı robotik makinalarla çözüyorlar.

İstila sırasında kullandıkları bu robotik makinelerin tasvirine baktığımda, halen kullanılan bir prototip olduğunu farkettim. Birçok kitapta benzerlerinin işlendiğini, filmlerde kullanıldığını hatırladım. Wells bu kitabı ile bilim kurgu sinemasına ve bilim kurgu edebiyatına oldukça sağlam materyaller vermiş.

Kitap sizi diğer Wells eserlerinde olduğu gibi bir anda çekmeye başlıyor ve bitene kadar da elinizden bırakmamanızı sağlıyor. Kitabın bu sürükleyiciliğinin yanı sıra, mantıklı bir süreçle ilerlemesi ve sonunda çok doğru bir biçimde son bulması ise usta yazara şapka çıkarmamıza neden oluyor.

Fakat kitabın başlarında olayların başladığı sıralarda insanlarda ve toplumlarda neden böylesi bir ilgi azlığı ya da korku azlığı var diye düşündüm. Dünyaya gelenler marslılar ve sanki daha büyük bir galyan olurdu diye düşündüm. Fakat hemen sonrasında kitabın geçtiği zamanları ve iletişimin şu andan ne kadar geride olduğunu düşündüm. Öyle bir zamanda zaten tüm halklar haberdar olamaz. O yüzden bu “fakat” diye başladığım paragrafımı kendim cevaplamış oluyorum. Yazıldığı zaman göre okumak, değerlendirmeyi o zamana göre yapmak lazım.

Kitabın sonunda ise Wells bize “Yaa nasıl yazılırmış” der gibi bir son bırakıyor. O kadar yerinde bir biçimde oturtuyor ki taşları yerine, hiç sırıtmıyor. Kabullenmenin ötesinde böylesi bir yönteme saygı duyuyorsunuz.

Her zaman olduğu gibi çok iyi bir Wells kitabı okumaya hazırsanız Dünyaların Savaşını kaçırmayın derim.

İyi okumalar.

Dünyaların Savaşı – H.G. Wells

Arka kapak;
Uzayın derinliklerinde… engin, soğuk ve duygusuz zihinler bu dünyayı kıskanç gözlerle izliyor ve bize karşı uygulayacakları planlarını yavaş yavaş geliştiriyorlardı.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu, uluslararası ilişkiler mezunu. Eğitmenlik ve web tasarım ve yazılım işleri yapar. Seyahati sever, okumayı sever. İstanbul’da yaşar, Ege’yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

Send this to a friend