Hayvanlardan Tanrılara Sapiens – Yuval Noah Harari

13 Mar Hayvanlardan Tanrılara Sapiens – Yuval Noah Harari

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, Yuval Noah Harari’den okuduğum ilk kitap. Çok popüler bir kitap olduğundan, okuma sıralarımda gerilerde yer alıyordu. Tamam, biliyorum bu belki kötü bir önyargı ama ne yapabilirim bunu yapıyorum. Sonra okumaya başlamaya karar verdim. Kitaplıkta kendisine nadide bir köşe bulmalı mı yoksa hediye edilmeli bir kitap mı kestiremiyordum sanırım.

Kitaba başladım ve ilk 100-150 sayfa çok güzel ilerledim. Kitabın bu aralıkta bahsettikleri çok ilgilimi çekti. Zaten tarih beni mıknatıs gibi çeker. Bu kitabın bahsettikleri ise, tarih öncesi zamanlardan başlayıp, günümüze kadar geleceğinden, ilgim daha da arttı. Güzel güzel okumaya devam ettim. Her bir sayfa ile ilgim daha da artıyor, yazara olan tebriklerim birikiyordu.

Fakat kitabın 150-200 sayfa sonrasında işin rengi inanılmaz değişmeye başladı. Bu değişimin net bir sayfası yok elbette. Bunu ince bir geçişle ilerletmiş yazar. Bu geçişten sonra ne yazık ki objektif bakış açısını bir kenara bırakmış. Anlattıkları ile empoze etmeye çalıştıklarını güzelce harmanlamış, anlatılması gerekenler ise gıdım gıdım verilmeye başlanmış. Bunu hissetmeye başladığım andan itibaren çok hızlı bir biçimde kitaptan soğumaya başladım. Tabi böyle olmasına aynı zamanda çok üzüldüm çünkü kitabı çok severek, isteyerek ve merakla okuyordum.

Tek tek örnek vermek inanın çok zor. Kitabın bahsettiğim aralığından sonra objektifliğini kaybedip, taraflı bir biçimde devam etmesi, bir zaman sonra kitapla özdeş bir hal alıyor. Eğer o aralığı yakalamazsanız kitap zaten böyle anlatıyor ile belki devam edebilirsiniz. Fakat sonradan biri size bunu söylediğinde evet aslında haklısın diye düşünmeye başlarsınız. Çünkü okuduktan sonra aklınızda kalan pürüzler, kitabın farklı bir tarzı olması ve tarihi çok yumuşak bir dille anlatması gibi artılar sayesinde yok sayılabiliyor.

Örneğin dinler ile ilgili olan her anlatımda Hristiyanlık ve İslamiyet eleştirilere sürekli açık durumda -ki olmalı- ve ara ara Budizm vb. dinler de eşlik ediyor. Fakat Musevilik yani Yahudilik ile ilgili herhangi bir parantez dahi yok. Madem o kadar açık ilerliyoruz neden tüm dinleri masaya yatırmıyoruz? Hepsini bir arada konuşmalı ya da hiçbirini konuşmamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü birini es geçersek konunun tüm tarafsızlığından sıyrılmış oluruz. Aralarında temele indiğimizde çok fazla bir fark olmamasına rağmen bu tip bir ayrıştırma ve taraflı bakış açısı ister istemez kitabın salt bilgi verişini ve tarafsızlığını sorgulatıyor.

Bir diğer konu ise erkekler ve erkeklerin tarihte giydikleri ve şu an giymelerinin en kadar abes kaçacağı şeyler hakkında olan kısım. Bu kısım çok dikkatimi çekti ve örnekler mükemmeldi. Hakikaten ne kadar güzel bir konuya parmak basılmış diye düşünmeden edemedim. Yazarın doğru yerde doğru materyalleri kullanması gerçekten çok başarılıydı. Fakat bölümün sonunda örnek erkek modeli olarak Barack Obama’yı göstermesi ve bu şahsın masaya oturmuş, tam sayfa bir fotoğrafını koyması kitabı elimden bırakmama neden olan bir diğer sebep oldu. Örnek erkek olarak birini gösterme çabasına mı, örnek erkek olarak bir fotoğraf koymasına mı, yoksa örnek olarak Obama gibi birçok yüzlü siyasetçiyi koymasına mı yanayım bilemedim. Tek yüzlü bir siyasetçi evet zor biliyorum ama bahsettiğimiz kişi Obama ve tozpembe çizilen tablosunun arkasında neler neler barındırdığını sanıyorum tüm dünya gördü. Hala görmeyenleriniz varsa, bakmak yerine görmeye çalışalım.

Hal ve durum böyle olunca kitabı bitirmem çok uzun bir zaman aldı. Zaten sonlarına doğru sadece bitsin diye okudum. Yarım bırakma huyum olmadığından sadece okudum herhangi bir sorgulamaya girmeden. Kitabın neden bu kadar popüler olduğunu bilmiyorum. Fakat cici çocuk kaka çocuk gibi kitapların bile milyon sattığı ülkemizde sanıyorum bunu anlamak çok zor değil. Kitabın ikincisi de çıktı ve eminim bu kitap kadar popüler olacaktır. Okumadığım için yorum yapamam elbette ama okuyacağımı sanmıyorum. Belki çok ileride meraktan başlayabilirim. Ama yakın zamanda değil.

Kitapta sevdiğim bölümlerden alıntıları da sizlerle paylaşmak isterim. Oldukça iyi tespitler yapılmış yazar tarafından.

“Bilişsel Devrim’den bu yana, Sapiens böyle bir günlük ikilikle yaşıyor. Bir tarafta nehirlerin, aslanların ve ağaçların nesnel gerçekliği, öte yanda milletlerin ve şirketlerin hayali gerçekliği. Zaman geçtikçe hayali gerçeklik daha da güçlendi; öyle ki bugün nehirlerin, aslanların ve ağaçların yaşamı hayali varlıklar olan tanrılar, milletler ve şirketlerin insafına kalmış durumda.”

“Öncelikle hayali olduğunu asla itiraf etmemelisiniz. Daima toplumun sürekliliğini sağlayan düzenin, tanrılar veya doğa yasaları tarafından yaratılmış nesnel bir gerçeklik olduğunu
İddia etmelisiniz. İnsanların eşit olmamasının sebebi Hammurabi öyle söylediği için değil, Enlil ve Marduk öyle buyurduğu içindir. Ya da insanların eşit olmasının sebebi Thomas Jefferson öyle söylediğinden değil, Tanrı onları öyle yarattığı içindir. Serbest piyasanın en iyi ekonomik sistem olmasının sebebi de Adam Smith’in öyle buyurması değil, bunun doğanın değiştirilemez yasası olmasıdır.

Ayrıca insanları baştan aşağı eğitmeniz gerekir. Doğdukları andan itibaren insanlara devamlı hayali düzenin ilkeleri hatırlatılmalıdır ve bu ilkeler her şeyi içermelidir. İlkeler peri masallarında, dramalarda, resimlerde, şarkılarda, görgü kurallarında, siyasi propagandada, mimaride, yemek tariflerinde ve modada var olmalıdır.”

İyi okumalar

Kitap adı: Hayvanlardan Tanrılara Sapiens
Orijinal adı: Sapiens: A Brief History of Humankind
Yazar: Yuval Noah Harari
Çeviri: Ertuğrul Genç
Yayınevi: Kolektif Kitap
Sayfa: 412
Baskı: 2016
Tür: Tarih

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens – Yuval Noah Harari

Arka kapak;
– Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?
– Para neden herkesin güvendiği tek şey?
– Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?
– Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?
– Geleceğin dini bilim mi?
– İnsanların miadı çoktan doldu mu?
100 bin yıl önce Yeryüzü’nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak?

Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim’le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor.

Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

30’dan fazla dile çevrilmiş bu kışkırtıcı çalışma özellikle Jared Diamond, James Gleick, Matt Ridley ve Robert Wright’ın eserlerine aşina okurlar için muhteşem bir kaynak.

“Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!”
-Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’in yazarı-

“Harari’nin eseri kabul görmüş doktrinlerin karşısında duran fikirler ve şaşırtıcı gerçeklerle bezeli.”
-John Gray, Financial Times-

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu, uluslararası ilişkiler mezunu. Eğitmenlik ve web tasarım ve yazılım işleri yapar. Seyahati sever, okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

Send this to a friend