Sineklerin Tanrısı – William Golding

01 May Sineklerin Tanrısı – William Golding

Hayal kırıklığı. Sanırım yorumum sadece bu olacak ve burada bitirmeliyim. Geçen seneden beri okuma listemde olup sakin kafayla okumak istediğim bir kitaptı Sineklerin Tanrısı. Büyük heyecanla başladım. Ama ne gariptir ki bir türlü ama bir türlü içine giremedim kitabın. Olmadı.

Betimlemelerden mi, lafın uzamasından mı, çocuklar ve ada yaşantısından mıdır bilmiyorum. Ama olmadı. Bu kitabın çokça hayranı var çevremde ve yorumlarını gördüğünüzde sabırsızlanıyorsunuz. Ama dediğim gibi benim için hayal kırıklığı idi.

Konuya gelirsem; distopik bir roman bekliyor öncelikle sizi. Ki distopyayı severim. Bir grup çocuk, uçak kazası geçirirler ve ıssız bir adaya düşmüşlerdir. Haliyle önce gruplaşma başlar, büyüklerinden öğrendikleri gibi, lider seçerler, o liderin neden lider olduğu ile ilgili güzel detayları görürüz, liderin haliyle danışmanları olur, meclis oluşturulur ama bu oluşmayan demokrasi tıpkı Platon’un Devletinde söz ettiği gibi, zorbalığa dönüşür ve iyi ile kötü çatışır.
Evet. Sonuçta, yazar insan doğasını, çocuklar üzerinden göstermek istemiş ve ne ekersen onu biçersin gibi bir anlam çıkarmamıza sebep olabilir. Yahut demokrasi, insanlık, birlikte yaşamak vb. bir sürü felsefi argümanlar üzerinden de yoruma açık şeyler düşünebiliriz.

Ama kitabın beni tutmaması belki de bu basitlikten kaynaklanmıştır. Bilemiyorum.

Okuyunuz. Konuşalım.

Kitap adı: Sineklerin Tanrısı
Orijinal adı: Lord of the Flies
Yazar: William Golding
Çeviri: Mina Urgan
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları / Modern Klasikler
Sayfa: 262
Baskı: 2006
Tür: Roman

Sineklerin Tanrısı – William Golding

Arka kapak;
Sineklerin Tanrısı başlangıçta, ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlatan, küçükler için yazılmış bir öykü, R.M. Ballantyne’ın Mercan Adası’nın çağdaş bir uygulaması sanılabilir. Hatta Golding, kendine özgü buruk alaycılıkla, okuyucunun bu sanısını pekiştirmek istercesine, Sineklerin Tanrısı’nın başlıca iki kişisine Mercan Adası’ndaki çocuklardan aldığı Ralph ve Jack adlarını verir. Mercan Adası’nda Ballantyne, oldukça duygusal ve biraz da bön bir iyimserlikle, gemileri battıktan sonra Pasifik Okyanusu’nda ıssız bir adaya sığınan üç İngiliz gencinin, Büyük Britanya uygarlığının oldukça başarılı bir küçük örneğini nasıl yeniden kurduklarını anlatır. Golding’in Sineklerin Tanrısı’nda da bir mercan adası ve İngiliz çocuklar vardır. Ama altı ile on iki yaş arasında olan bu çocuklar, gelecekteki atom savaşı sırasında, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak bir saldırıya uğradığı için bu mercan adasına düşmüşlerdir. Ve bu mercan adasında olup bitenler, Ballantyne’ın romanında olup bitenlere hiç mi hiç benzememektedir…

Ekin Bulut
ekinbulut@gmail.com

Ekin Bulut, 1985 İstanbul doğumlu, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunudur. Özel bir yazılım firmasında kıdemli yazılım uzmanı olarka görev almaktadır. Fotoğraf çekmeyi, yürümeği, seyahat etmeyi seven Ekin Bulut, tam bir İstanbul sevdalısıdır.

2 Yorum
  • tetikgoktug93@gmail.com'
    Göktuğ tetik
    Posted at 20:37h, 16 Haziran Cevapla

    Okuduğum en sıkıcı kitaplar arasındaydı , konu sanki sürekli tekrar ediyor , önceden tahmin edilebiliyor olması daha da sıkıcı hale getiriyor

  • sertanugat@gmail.com'
    Sertan ugat
    Posted at 02:06h, 28 Haziran Cevapla

    Kitap sıkıcıdır. Alegorik bir romandır. Kitabı çeviren mina urganın tercümesi karmaşık denecek kadar uzun cümlelerle doludur. Tekrar tercüme edilmeli kanımca. Şiddetin ve gücün hakim olacağını iyiliğin sağ duyunun faZla para etmedğini anlatır. Günümüz dünyası da öyle değil mi? Herşey temsilen anlatılır. Kitapta geçen olayların karşılığını dünyamızda görebilirsiniz.

Yorum yazın

Send this to a friend