Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger

25 Tem Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger

Otuzlu yaşlarını geçmiş yetişkin biri için, herkesten farklı, kendini özel ve çok zeki gören bir ergenin hikayesini anlatan, oldukça sürükleyici bir kitap Çavdar Tarlasında Çocuklar. Ama o yaşlarda biri için hayatında yaşadığı herşey belki de hayatının bir yansıması Çavdar Tarlasında Çocuklar. Kafası çok karışık, ne yapacağını bilmeyen, hayatı bilmeyen, dengesiz, hiçbir şeyle mutlu olmayan, beğenmeyen, hiç beğenmeyen bir gencin geçirdiği birkaç günün hikayeside denebilir. Bahsettiğimiz bu ergen Holden Caulfield. Kardeşini kaybetmiş, ailesi ile arası uzak, okuldan atılmış, okul istemeyen, sorulması gerekenleri değil, insanlara tuhaf gelen soruları soran bir genç…

Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher in the Rye), J.D. Salinger romanıdır. ABD`de 1945 ve 1946 yıllarında seri olarak yayımlandı. İngiltere ve ABD`de ise 1951’de bir kitap olarak basıldı. Birçok ABD eyaletinde, “ahlak dışı” olarak görüldüğünden uzun süre yasaklı kaldı. Geçen zaman içerisinde ise bir başyapıt olarak değerlendirilmeye başlandı.

Hikaye ilk ağızdan yani Holden Caulfield tarafından anlatılıyor. Holden Caulfield’in üç gününü kapsıyor ve olaylar, Holden Caulfield okulu olan Pencey Prep`ten 1949 yılbaşı kovulmasıyla başlıyor. Daha önce üç okuldan daha kovulan Holden Caulfield, bu kez ailesiyle yüzleşmemek için eve gitmek istemiyor. Ne olsa büyük annesinden gelen harçlıklar sayesinde az da olsa ekonomik gücü vardır. Bundan sonra yaşanan olaylarda yurt arkadaşları ile yaşadığı kavga, taksici ile sohbeti, eski tarih hocası ile olan eşcincel tacize maruz kalması, kızkardeşi olan diyalogları gibi etkileyici ve kafanızda film gibi izlediğiniz unutulmaz satırlar var.

Kitap birçok filmde konu olmuş ve işlenmiş. Örneğin Mel Gibson’un 1997 yapımı Conspiracy Theory filminde Mel Gibson kitabı alıyor ve yanınna gelen adam bi klasik olduğunu söylüyor okudun mu dediğinde ise asla cevabını veriyor;

Six Degrees of Separation filminde ise Holden Caulfield analizi yapılır;

Bir tane de bizim filmlerimizden. İşler Güçler’in 2. bölümünde Murat Cemcir’in çocuklara tiyatro dersi verdiği sahnede, Zehra karakterinin repliği;
“Holden Caulfield’i tanısaydın yalnızlığın ne demek olduğunu çok iyi anlardın… Sakın kimseye bir şey anlatmayın herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.”

Kaçırılmaması gerekn güzel bir kitap. Özellikle Charles Bukowski severler için biçilmiş kaftan.

Çeviri ile ilgili eleştiriler ile ilgili not: Yapı Kredi Yayınları’nın kalitesini biliyoruz. Her ne kadar çeviride amerikan filmlerinde ki o repkliklerin çok kullandılğını hissetsemde çeviri eleştirildiği kadar kötü değildi. Tabi ki orjinalinden okuayacağım bir gün. Fakat o gün bugün değil.

Kitap adı: Çavdar Tarlasında Çocuklar
Orijinal adı: The Catcher in the Rye
Yazar: J. D. Salinger
Çeviri: Coşkun Yerli
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa: 208
Baskı: 2015
Tür: Roman

cavdar-tarlasinda-cocuklar-j-d-salinger-2

#Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger #Çavdar Tarlasında Çocuklar #J. D. Salinger

Kitap Etiketleri:
Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

10 Yorum
  • Pufffdee__@hotmail.com'
    Zülfikar aslan
    Posted at 17:08h, 30 Ekim Cevapla

    Ben bu kadar dengesiz bu kadar saçma bir kitap okumadım..çeviridenmi kaynaklı anlamadım ama İnan’ın her okumaya başladığımda mideme kıramplar giriyordu..yarım bırakmak istemediğim için devam ettim.tutarsızlık dizboyu sakın vaktinizi boşa harcamayın

  • emre_guel81@hotmail.com'
    Emre gül
    Posted at 22:51h, 31 Mart Cevapla

    En iyi kitaplar listesinde görüp alıp okudum ,hayatımda okuduğum en kötü kitaplardan biri , yarım bırakmayım diye igrene iğrene okudum , bi arkadaş çeviriden mi böyle kötü demiş , ben Almanca okudum ,yani çeviriden değil kitap gerçekten çok kötü

  • Yapraksalduz@hotmail.com'
    Yaprak
    Posted at 21:27h, 06 Eylül Cevapla

    Zülfikar a ve Emreye katiliyorum. Ama tek bir farkla daha birkac sayfasinda beynim sulandi bu nee yaaağ dedim ve koydum bi koseye. Almam daha elime bastan farkettim yani.

  • gokcetongul@gmail.com'
    Gökçe Tongül
    Posted at 21:11h, 18 Ocak Cevapla

    Nerden başlasam, ne desem bilemedim.
    Dünya öyle bir yerdir ki, üstündeki her bir insan ayrı bir alemin tezahürüdür. Bu nedenle bir kitapsa söz konusu, beğenilmemesini, sevilmemesini doğal karşılarım bir o kadar sevilmesi ve beğenilmesini doğal karşıladığım gibi. Yalnız beni bu yorumu yapmaya teşvik eden yukarıdaki üç yorum oldu. “Zaman kaybı, iğrene iğrene okudum, bu ne yaaağ dedim ve bi köşeye koydum” cümlelerini hayretle okudum içim acıdı adeta.

    Kitabı okumayanlara tavsiyem öncelikle şudur ki; bu roman popüleritesine şanına şöhretine kapılıp da elinize alıp hevesleneceğiniz bir kitap olmamalı. Ciddi manada derin anlamlar, aforizmalar, metaforlar, semboller içeren bir roman.
    Dünyaya kafa tutan asi bir ergenin isyan dolu sızlanmaları değil bu kitap.

    Holden öyle bir çocuk ki..onun o gerçekçi yaklaşımı, dünyayı olduğu gibi görmesini, etrafındaki çıkarcı insanları ve o dar görüşlerini farkedebilmesini sağlarken, kendisine de realist, mesafeli ve spesifik bir görünüm kazandırmıştır. Ona bakıldığında asıl farkedilemeyen samimiyetsizliğin karşısında durduğu gibi diğer yandan da gerçek sevgi, çocuksu samimiyet,iyilik ve huzura karşın durdurulamaz bir duyarlılığa sahip olmasıdır.

    Ördeklere olan ilgisi müthiş bir metafordur şahsi kanaatimce. Burası henüz okumayanlar için belki tatsız bir spoiler olabilir, dilerseniz diğer paragrafa geçip, kitabı bitirdiğinizde dönüp bakabilirsiniz. Holden aslında değişimden çok korkan bir çocuk.Zamanında kötü şeyler yaşamış ve bir şeylerin değişmesinden hoşlanmıyor, değişimin hep kötü yönde olacağından korkuyor belki de. Ya da donan göldeki ördeklerin ölüp ölmediklerini veya bir yere mi gittiklerini anlamaya çalışması ölen kardeşine ne olduğunu anlamaya çalışmasından başka bir şey değil. Kendine ne olacağını düşünmeye çalışıyor da olabilir tabi. Ya da her ikisi.

    Bu roman hakkında söylenebilecek en son şey “boş, saçma, vakit kaybı” olmasıdır. Biraz vakit ayırmanız, kulak vermeniz gerek bu romana. Size ne anlatmak istediğini anlamaya çalışmanız gerek. Holden’ın o huysuz görünümüne kızmayın. Yaşadığı ve tanık olduğu onca şeyden sonra, kardeşinin ölümü, arkadaşının intiharı, zaman ilerledikçe büyümesiyle birlikte her yetişkinde olduğu gibi onun da samimiyetsiz bir dünyanın içine saplanmasının farkındalığı tüm bunlar. Kendine bir duvar örüyor istemsizce. Ne kadar soğuk, mesafeli ve umursamaz olursa o kadar güçlü olacağını ve darbelerden etkilenmeyeceği düşüncesi ile..Kimi zaman yalnızlığa sığınıyor yara alma korkusuyla kimi zaman da bir o kadar birilerinin yanında olmasına sıcak bir şefkate ihtiyaç duyuyor.

    Unutmayın ki, hepimiz bir zamanlar bir çikolataya sevinen çocuklardık. Peki ya sonra..?

    • pelin.coban@hotmail.com'
      Pelin Çoban
      Posted at 12:30h, 04 Temmuz Cevapla

      Kendi adıma sizi tebrik ederim, okadar güzel yorumlamışsınız ki. Yorumu okurken aynı anda kitabı tekrar okumuş gibi oldum. Ördek kısmı için şahane bir tespit olmuş. Bence de bir çırpıda okuyup bitirilesi bir kitap değil. Sevgiyle kalın

      • gokcetongul@gmail.com'
        Gökçe Tongül
        Posted at 10:03h, 16 Ekim Cevapla

        Teşekkür ederim, çok naziksiniz ☺️

  • gokcetongul@gmail.com'
    Gökçe Tongül
    Posted at 21:20h, 18 Ocak Cevapla

    Metin Yılmaz..sizi de tebrik ediyorum, güzel bir inceleme olmuş. Bahsettiğiniz bazı ayrıntıların bağlantısını farketmemiştim. Ve yazınıza son verirken Charles Bukowski ile benzetmeniz çok tatlı bir dokunuş olmuş bence. Ellerinize sağlık 🙂

    • Metin Yılmaz
      Posted at 21:01h, 05 Temmuz Cevapla

      Merhaba,
      Çok teşekkür ederim geri dönüşünüz için 🙂
      İyi okumalar.

  • simsekmz@hotmail.com'
    Tulay
    Posted at 22:47h, 10 Ekim Cevapla

    Derinlikleri olan bir kitap tanitiminiz tam da benim dusuncelerime tercuman olacak turden…tesekkurler

  • cagataygokhanc@gmail.com'
    Çağatay G.
    Posted at 15:44h, 14 Kasım Cevapla

    Ben sevdim , bu kitabı sevenlere ve bitti diye üzülenlere bir kitap tavsiye ediyorum: “EKMEK ARASI” -Charles Bukowski, Konu ve kahraman neredeyse aynı bir farkı var ekmek arasında anlatıma 2 yaşından itibaren başlıyor

    “ilk anımsadığım, bir şeyin altında olduğum. Bir masanın altındaydım, bir masa ayağı gördüm, insanların bacaklarını ve masa örtüsünün sarkan bir parçasını. Karanlıktı orası, orada olmaktan hoşnuttum. Almanya olmalıydı. Bir veya iki yaşındaydım.”

    Şunu anlamadım bu kitap bu kadar meşhurken ondan çok daha iyi (bence tabi ) “EKMEK ARASI” kitabını bilen sayısı çok çok az.
    iyi okumalar

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend