Rameau’nun Yeğeni – Denis Diderot

17 Oca Rameau’nun Yeğeni – Denis Diderot

Diderot’un, bir başka kendisi ile yaptığı konuşmalar, bir başka benliğinde sormak istedikleridir kendisine. Hayatın akışında karşımıza çıkanları sorgulayan, sorgularından çıkarttıklarını analiz edip, belli bir felsefi bakış açısı ile harmanlayan bir o ile doğruları çok doğru bulmayan, ahlaki yapıların ne kadar ahlaki olduğunu soran şeytani bir o ile konuşur Diderot.

Rameau’nun Yeğeni ile Denis Diderot bize, bizim hemen hemen hergün yaptığımız kendi kendimize konuşmaları gösteriyor aslında. Bu konuşmalarda hep bir çekişme olmasa da ikileme düştüğümüz çok olur. Bazen sorgularız bazense sorgusuz sualsiz kabulleniriz başımıza gelmesi muhtemel herşeyi. Kaderci oluruz bazen, bazen olmazsa olmazlarımız vardır, direniriz. İnsanlığı eleştirir, ahlakı eleştirir kendi değer yargılarımızı kendi kendimize yüceltir, egomuzun bizimle oynadığı gibi oynarız başkalarının değer yargıları ile. Zevk alırız bundan. Sürekli bir aşağılama ve ötekileştirme olsa da bunda, yine de vazgeçmeyiz. Bizim herşeyimiz doğru, başkalarının herşeyi yanlış. Bembeyaz ya da simsiyah. Hiçbir gri yoktur bize göre hayatta!

Günümüze baktığımızda da durum böyle değil mi? Hergün karşılaşmıyor muyuz bu tip olaylarla? Şahsen ben daha geçtiğimiz hafta bir kaç tanesi ile yüz yüze geldim. Bir grup yapılanı kötüledi ve tepki gösterdi ama tepkileri tepki gösterdikleri ile birebir aynıydı. Bunun farkında bile değillerdi belki. Belki de biliyorlardı. İçlerinde ki fanatizmle hareket ediyorlardı bilemiyorum ama bildiğim tek şey hiç bir çözümün orada yer almadığı idi. Bu tip durumlarda yapılabilecek en iyi şey olan uzaklaşmak, hiçbir tepki vermemek belki de en iyisi. Çünkü konuştuğunuzda çözüm bulabileceğinizi bildiğiniz zaman konuşmalısınız. Boşuna bir çaba herşeyden önce size zarar verir, sizi üzer. Yeterince üzülecek şey varken daha fazlasına şahsen ihtiyacım yok.

Tüm bu hengamenin içinde dışarıdan bakabilmek önemi diye düşünüyorum. İdeolojilerden, izmlerden sıyrılıp, önce kendi içinde bir sorgulama ile başlamak belki de en iyis. İşte Diderot bize burada, bu başlangıcın temellerini gösteriyor.

Kitapta en fazla beğendiğim sözlerden birini paylaşmak isterim;

“Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da acı gerçekleri yudum yudum içeriz…”

Hep böyle olmaz mı?

O’na ve size iyi okumalar.

Kitap adı: Rameau’nun Yeğeni
Orijinal adı: Rameau’s Nephew
Yazar: Denis Diderot
Çeviri: Adnan Cemgil
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Sayfa: 112
Baskı: 2013
Tür: Roman

rameaunun-yegeni-denis-diderot

Arka kapak;
Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie’nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. En önemli ve en kalıcı eserleri arasında yer alan Rameau’nun Yeğeni ölümünden sonra 1821 yılında yayımlandı.Yazar bu eserinde ahlak ve eğitim konularını ele alırken, döneminin ilişkilerini ve sanat anlayışını da eleştirmiştir. Diderot kuramları kadar bunları karşılıklı konuşma biçiminde sunuşuyla da ilgi çekmiştir.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend