Rubailer – Mevlana

03 Ara Rubailer – Mevlana

Öyle sanıyorum ki yazması daha doğrusu hakkında yorum yapılması zor bir kitap Mevlana’nın Rubailer. Eşsiz bir yalınlıkla, çok derinlere gidebilecek anlamlar verilmiş dörtlükler diyerek belki kısaltabilirim bu konuyu. Ama bu bile yeterli olmaz. Daha doğrusu yeterli olmaması gerekir. Böylesi biz eseri anlatmak lazım ki insanların dikkati çekilsin ve insanlar okusun.

Kitabın kendisini anlatması daha iyi diye düşünüyorum. Bu yüzden sizlere bir kaç alıntı yapmak isterim.

Ben bir zerreyim, benim güneş yüzlüm sensin.
Ben gam hastasıyım, bana sen aynî devasın.
Kolsuz, kanatsız, senin arkandan uçar dururum; sanki küçük bir çöpüm;
beni tutan ve çeken “kehrüba” sensin !…

Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur.
O kesiften, asumanda öyle sür’atle uçar ki bu çalâkî meleklerin bile gıptasını davet eder.
Bazen gök insanları, biz toprak adamlarının temizliğini kıskanırlar;
Hazanda şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlarlar.

Bugünde her günkü gibi haraplık içinde harabız.
Düşünce kapısını açma; rübabını çal.
Kendisine dostun cemali mihrap olan kimseye
Bin türlü namaz ve o kadar da rükû ve sücut vardır.

Sübhânallah, Ey parlak inci, seninle daima
Her suretle muhalefetimiz var:
Ben senin taliinim, hiç uyumuyorum.
Sen benim bahtımsın, hiç uyanmıyorsun.

Evet, ey varlığına taptığım! Seni kaybetmemin sebebi kendiliğinden hasıl oldu;
Uyku geldi ve bizden seni alıp götürdü.
İyi uyu ki ben ta seher vaktime kadar
Senin uykulu nergis göklerinden müşteki, feryat edeceğim.

Yârsız olmaktan daha güzel yar olamaz,
İşsiz olmaktan daha lâtif iş bulunamaz.
Allaha yemin ederim ki hile ve ayyarlıktan azade olan kimseden
Daha akıllı ve kurnaz bir insan olmaz.

Bu gün sabah şarap ile dolu olan kadeh elimde düşüyorum.
Kalkıyorum ve mest oluyorum,
Benim mestliğim servi boylu sevgilimin güzelliğindendir.
Ondan başka var olan bir şey bulunmadığı zaman ben de yok olurum.

Bu gece benim çok zar ve zarif olduğum bir gecedir.
Bu gece sırların meydana çıkacağı gecedir.
Gönlümde gizli olan şeylerin hepsi sevgilimin hayalidir.
Ey gece, çabuk geçme; zira bizim işimiz var!…

İnsaf et ki aşk ey i bir iştir.
Fakat fena tabiat onun saffetini bozar.
Sen şehvetinin adını aşk koymuşsun;
Hâlbuki şehvetle aşk arasında ne uzun mesafe vardır?

İyi okumalar.

Kitap adı: Rubailer
Orijinal adı:
Yazar: Mevlana
Çeviri: Hasan Âli Yücel
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları / Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Sayfa: 114
Baskı: 2007
Tür: Şiir

Rubailer – Mevlana

Arka kapak;
Mevlânâ Celaleddin Rumî (1207-1273): Yapıtlarının bütünü düşünüldüğünde yalnız 13. yüzyılın en büyük tasavvuf şairlerinden biri değil, dünya şiirinin de en önemli adlarındandır. T. İş Bankası Kültür Yayınları, içinde bulunduğumuz 2007 yılında, doğumunun 800. yılı UNESCO’nun girişimiyle bütün dünyada “Mevlânâ Yılı” olarak kutlanacak şairin 107 rubaisini Hasan Âli Yücel’in çevirileriyle kendi dizisinde okura sunuyor.

Hasan Âli Yücel (1897-1961); Klasikler’den Köy Enstitüleri’ne,1938 sonundan 1946 Ağustosu’na dek süren Milli Eğitim Bakanlığı döneminde kurduklarıyla Cumhuriyet Aydınlanması’nın en önemli ve kalıcı “orkestra şefi”ydi. Telif ve çevirileriyle de son derece nitelikli bir kültür insanı olan Yücel’in Mevlânâ çevirileri, şairin 800. doğum yılına denk gelen 110. doğum yılında yeniden okurla buluşuyor.

Metin Yılmaz
metin@metinyilmaz.com.tr

İzmir doğumlu. Web geliştirme uzmanı olarak çalışır. Seyahat etmeyi sever. Okumayı sever. İstanbul'da yaşar, Ege'yi özler.

Yorum yok

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Send this to a friend